Copyright ©
Philip M. Parker
,
INSEAD
.
Terms of Use
.
Turkish English Dictionary
Türkçe - İngilizce
sözlük & tercüme
Definition - tanım
INDEX
10 Fenik - ızgara biçiminde şey
ızgara et - çýkýþ yastýk belleði
çýkýk - çalýþkanlýk
çalýþma - çatlamaz
çatlayacak derecede yedirmek - çevirilebilirlik
çevirinin aslına sadık oluşu - çin yemek çubukları
çinçilla - çok baharatlı yemek
çok basit - çok-katlý güvenlik
çok-kipli - öç almak isteyen
öçgüder - öksüz kalmak
ökse - öncü uçak
öncül - örümceğin ip üreten organı
örümcek að araþtýrma programlarý - özel gösterim
özel gün - Çebişev yaklaşıklığı
Çek - ücret paketi
ücretine mahsuben avans - üslubunuz
üslup kazandırmak - üzerini kaplamak
üzgün üzgün - açık tenli olma
açık transmisyon mili - aþýrýyüzey
aþýrma - ağırlığında olmak
ağırlık çökmesi - ağzından sarkıtmak
ağzıpek - aciliyetine göre sıralama
acillik - aerodinamik tren
aerofaji - akıl yoluyla
akılı - akrobatların taktıkları çok uzun ayaklar
akrobistit - alçak sıklık
alçak ses - Ýleti uzunluðu
Ýleti Yok - altı köşeli yıldız
altı kat - Amerikalýlaþtýrmak
amerikan - ANAHTARSÖZCÜK
anakara - anlaşamamak
anlaşma önergesi - Üstbilgiyi ve Altbilgiyi Göster
Üste - arabelleğe alma
arabellek - arka çýkmak
Arka Ön terminaller - asıl yerli
asılı - aslen kazanma
Asli Sil - Atlıkları sil
atlý - avutucu birisi
avutulamaz - şak diye vurma
ayak freni - şartlı tasarruf
şartlamak - şeytanca oyun oynamak
şeytani - şirketlerle banka arasında nakit getirip götürme işleri yapan memur
şirketsel - ayrıntıyla ilgili
ayrıt - Azerbaijani
Azerbaycan - bükerek yerleştirmek
büklümlü - büyük zil
büyükçe bir meblağ - başa vurulan darbe
başı - başka zamanlarda
başkaca - bağnaz protestan
başnokta - bakýþ açýsý
bakýþýk - bankacılık yapmak
bankacý - basit seçenek
basit ses - bazik cüruf
bazik font - belediye yolu
belediyece - belli düzeyin altýnda
belli eden - beyin zarlarından biri
beyincik - bilgilendirmek
bilgilenme - bir çevre içinde
bir çift - bir şikâyetin beyanında yapılan değişiklik
bir şilin - bir derneğe üye yapmak
bir devir - bir hatayı kabul etmek
bir hayret belirtmede kullanılır - bir kiþinin en iyi yaptýðý þey
bir kişi ya da partiyi perde arkasından yöneten kişi - bir mesleğin yabancısı
bir metin özeti - bir süpermarket gibi çalışan ama sınırlı yiyecek malzemesi stoku bulunan küçük dükkân
bir sürü çocuk - bir teşkilata özgü sembol
bir tek - birçok yerini
birörnek - birinci zamana ait
birincil - birini zorlamak
birinin - birleþmiþ silika
birleþtir - boðularak ölmek
boðulma - bombardýman uçaðý
bombaya dayanıklı - boyasý çýkmaz
boyasaptar - bu romantik bir komedidir
bu sıralar - buruşmuş şey
burulma açısı - canayakýnlýk
Canberra metriği - cesur kimse
cesur ol - cisimsel
cismani olarak - dökme kalıp
dökmeci - düşülen dara
düşüm - düz gidiþ düðmesi
düz harfler - daginiklik
Dagit - dallarla çit örmek
dalma çanı - davadan vazgeçme
davalı avukatı - değerli taşlarla süslemek
Değerlik - delicesine sevme
delici çekiç - Denetlenmiş Oturum Açma
denetleyen resmi görevli - Depodan Ekle
depolama ömrü - devam süresi
devamı - diş hijyeni
diş ipi - Dil Bilgisi Kýlavuzu
dil bilimi - dirençölçer
dirençli sıcaklıkölçer - doðruyu söylemek gerekirse
doðu - doktor yemini
doktora derecesi almak - Dondurularak kurutulmuþ çabuk kahve
dondurulmamış - duracak yer
durak günlüðü - -e yakışmaz
-e yakın - Eşleyiciler
eşli - ekipbaşı
eklampsi - el atıvermek
el atma - elektromotor kuvvet
elektron - emilsiyon haline dönüştürmek
emin bir şekilde - en son sýnýr
en sondaki - envaze etme
envazyon - Escape tuşu
ESCON - etiyoloji
Etiyopya - evin kadını
evin reisi - fındıklı şekerleme
fırıl - fantezi mallar
fanteziler - felakete yol açan afet
Felcden hasil olan abazi - filogenetik
filogenez - fobik
fobisi - gır gır
gırç - görünmeyen mektup kopyası
görünmez tehlike - göz gezdirmek
göz hapsinde - gücün tekerleklere nakli
gücünü - güneşlenme
güneşli - güzelliğini yitirmiş
güzellik çiftliği - gazete yazısı
gazetecí - geçirme kuşağı
geçirmeme - gelişmeden doğmuş
gelişmekte - gençliğin baharı
gençlik çılgınlığı - gerçek zevk zevklerin küçümsenişidir
gerçekçi kimse - gerizekalý
germanik - giyimde saygýnlýk
giyiminde titiz - grizu patlamasından sonra kalan zehirli gaz
grobeton - hücre ile ilgili
Hücre imi - haczedilen malın kullanılması
haczetme - hakli olmak
haksız açtığı davayı kaybedene verilen para cezası - hapishaneye kapatmak
hapislik gerektiren - hasretini çekmek
hassas eleman - hava meydanı vergisi
hava mili - hayat standardı
hayat tarzı - hedefini küçültmek
hedefleme - her yönden yükleme ya da boşaltmaya hazır olduğunu ve nizami süreler içinde hazırlık ihbarının yapıldığını belirten terim
her yöne - heykeltraşlıkla ilgili
Heywood savı - hissedarlara hisselerini vermek
hissedici - Hukuka uygunluk
hukukçular - içinde yuvarlanmak
içindekiler öðesi - iş göremez
iş gözlüğü - işin zor tarafı
işinde - iştigal etmek
iştirak eden - iftira türünden
iftirak - iki hükümdarlı yönetim
iki hafta - ikna edilmiş olma
ikna etme - ilgili tarih itibarýyla
ilgililer - imleçten bagimsiz kaydirma
imleşim - incinmiş gurur
incir aðacý - intihap toplamak
intihar eden kimse - iskandil kurşunu
iskandinav - istiklal
istikrar bulmak - iyi biçimlendirme
iyi bilen - izometrik
izoterm - kırıcılık
kırık bezelye - kısmen veya tamamen ticari anlaşmalara bağlı olmayıp sadece kanun koyucu tarafından vazolunan gümrük vergileri sistemi
kısmet - kâlp nakli
kâlp pili - kötü ders notları
kötü doktor - Küçülebilir
küçülen - kýyý ve deniz mühendisliði
kýyýcý - kablosuz yerel þebeke
kabriyole - kafayý bulmuþ
Kafe - kaleyi yerle bir etmek
kalibrasyon - kana susamýþ
kanı çok - kanunsuz yoldan para kazanmak
kanunsuzdur - karışıklaştırmak
karışım hazırlama - karaturp
karavancı - karla karışık yağmur
karlı olarak - katýþtýrmak
katýhal - kayıtlı olmayan
kayıtlamak - kazadan beladan uzak
kazaen - kenar yuvarlatýcý
kenara - kendini zorla kabul ettirmeye çalışmak
kendiniz - keten ayıklama aleti
keten dantel - kin ve nefret dolu
kinakrin - klasik yapıt
klasikler - kolayca zarar gören
kolaylık olması açısından - konservatuvar
konserve açıp içmek - konvertibilite
konvertibl - koyu yeşil
koyuca - kuşet
kuşhane - kum saatindeki kum
kum taşı - kuruluşa ait
kurulum - lâfını sakınmaz
lâfebesi - Lexis oranı
Leydi - Mısır'ın yerlisi olan
mısırlı - mülteciler kurulu
mümbitleştirme - maaş bağlamak
maaş ve ücretleri gözden geçirirken geçmiş performans ile gelecekteki potansiyeli değerlendirme tekniği - mahkeme yoluyla ödetmek
mahkemece ertelenen açık artırma ile satış - mal olarak ödeme
mal olmak - mani olan
maniali - master programı
mastif - Meksika Yaz Saati
meksikalı - mercek vasıtasıyla oluşan biçim
mercimek - metin saydamlýðý
Metin Seç - middling sözcüğünün çoğul biçimi
mide özsuyu analizi - Mississipi
Missouri - muallakta olmayan
muallime - mutemede ait
mutena - nakleden
nakledici - nefretini uyandırmak
nefretle - niteliklerine göre ayırmak
nitelikli şey - observatuar
obsesif - olamasa da olur
olamayan - onanırlık koşulları
onanýr - orman yetiştirme
ormanı çok - osteolitik
osteoliz - otururken yapılan
otuz - paha biçmek
pahada ağır - Para Yönetimi
para yapma - parlaklığını
parlaklık kazandırmak - pay sahibi olmak
pay verme - Perþembe
perakende - pirinçten yapılmış mezar plakası
pirit - polis birliği
polis casusu - pratik zekaya sahip
pratika - Pullamak
pulları dökülmek - radyodermatit
radyofar anteni - reddedilen kabul
reddedilmiş şey - reosta
reostat - rivayet kabilinden
rivyera - sıcaktan yanmak
sıcramak - sınam tasarımı
Sınama alanı - söyletmemek
söylev - süperbilgisayar
süperego - sütlü kavhe
sütlaç - Saat Biçimi
saat bir - sabitleştirici istemeyen
sabitleme - sahtekârlık teşebbüsü
sahtekar - sanat zevki olan
sanatçı - Sarkık Yanak
sarkıntılık yapmak - savaşı doğuran olay
savaşım - saygıyla karışık korku
saygý - Sehirlerarasi Ekspres Tren
sehr disinda - sentrifügal
sentriol - sert yüzey
sert yaka - sevk edilen
sevk evrakı eşliğinde gelen poliçe - silâhlanmak
silâhlar - sinsice yapmak
sinsilik - skandal çıkaran araştırmacı
skandiyum - Son İşlemi Geri Al
son ürün - Sorguya Bağla
sorkun - SPOTLU NÝÞ
sprey - su yabancı otu
SU YATAÐI - susturulmuş
susun - Tüm Ag
Tüm Alan - taþýyýcýyý dinleyen çoklu eriþim
taþýyan - tadını vermek
tadında - takatý kalmamýþtý
takatsız bırakmak - tam satýn alma sürümü
tam sayılardan oluşan - tanrýlarýn içkisi
tanrýsal - tarziye
tas kebabý - tayga
tayin eden kişi - tehlikelere dikkat eden
tehlikeli adam - tekmiş gibi görünen iki yıldız
tekmil - televizyonla tanı
teleyazı - temyizle ilgili
ten rengi streç pantolon - ters ve kısa
ters video - ticarette kaptıkaçtı yöntemi
ticari - top sözcüğünün çoğul biçimi
top sürme - topraklarına katmak
topraksız - trouser sözcüğünün çoğul biçimi
True Type yazıtipleri - uçağın yerini gösteren lâmba
uçabilen - ufuktan yükseklik derecesi
ugramak - utanmazca
Utarit - uyumlu zil sesi
uyumluluk - uzun yaprak
uzun yara - varíl
varan - vb kötü adam
vb tehdit etme - veri kaydı
veri kaydi - viyaklama
Viyana - yılışık yılışık sırıtmak
yılışma - yükölçer
yükü ayarlayarak gemiyi dengeleme - yürürlülük
Yürüt - yaşama sımsıkı sarılmış
yaşamış - yakından incelemek
yakınlık analizi - yan yatmaya elverişli
yan yelken - yapı endüstrisi
yapı içi - yarı-durağan süreç
yarıiletken - yargısal örnek
yargıtayca mahkeme kararının yeniden incelen - yavaş yavaş yerleştirmek
yavaşça ya da dikkatle ilerlemek - yazıtlara ait
yazı-tura - yem olarak kullanılan kayabalığı
yem parası - Yeni Zellanda Dolarý
yeniçeri - yer ve zaman kavramlarının dört boyutlu bütünü
yer vermek - yeterli teminat
yeterlik - yoksulluk nafakasi
yoksun bırakan - yukarıya yönelik
yukarý - zabıtların tasdiki
zabýt ve tesbit olunan - zaruret içinde
zaruri olarak - zindana atmak
zindancý - zurna sesi
çýkýk
çýkýkçý
çýkým
çýkýntý
çýkýntý oluþturmak
çýkýntýlý
çýkalým
çýkan
çýkar
çýkar çatýþmasý
çýkar gözeten
çýkara dayanmayan dostluk
çýkarýlan
çýkarýlma
çýkarým
çýkaran
çýkarcý
çýkarma
çýkarma hatasý
çýkarmak
çýkarsýz
çýkarsýz dostluk ya da çýkarsýz birliktelik
çýkarsama
çýkarsamak
çýkart
çýkartýlan
çýkartma
çýkartmak
çýkma
çýkma durumu
çýkma hareketi
çýkmýþtý
çýkmak
çýkmalýyýz
çýkmalar yapmak
çýkmaz
çýkmaz sokak
çýksak
çýktý
çýktý denetim kuyruðu
çýktý kuyruðu
çýldýrý
çýldýrýlý
çýldýrmak
çýldýrtýcý
çýldýrtmak
çýlgýn
çýlgýn gibi
çýlgýna çevirmek
çýlgýna dönmüþ
çýlgýnca
çýlgýnlýk
çýn çýn öten
çýnar
çýngýraklý yýlan
çýngýrtýlý
çýnlama
çýnlayan
çýpa þamandýrasý
çýpa halatý
çýplak
çýplak ata binen
çýplak hale getirmek
çýplak kadýn
çýplak pay
çýplak seçenek
çýplak tel
çýplak yaþama
çýplak yaþama öðretisi
çýplaklýk
çýra demeti
çýrak
çýraklýk
çýraklýk dönemi
çýrpýnma
çýrpýntýlý
çýrpmak
çýta
çýtýrtý
çaçabalığı
çaçabalığı yavrusu
çað
çað aþýmý
çaðýlcý
çaðýrý cihazý
çaðýran makro
çaðýrma
çaðýrmak
çaðdaþ
çaðdaþ müzisyen
çaðdaþlaþtýrmak
çaðlamak
çaðlayan
çaðrý
çaðrý çizgesi
çaðrý aktarýmý
çaðrý baþarýsýzlýk oraný
çaðrý boþaltma
çaðrý daðýtýcýsý
çaðrý ekleme
çaðrý iþleme
çaðrý istemi
çaðrý kýsýtlama
çaðrý kotarýlma tonlarý
çaðrý kotarma
çaðrý kurulma süresi
çaðrý muhasebesi
çaðrý paketi
çaðrý sökme
çaðrý süresi
çaðrý saptýrma
çaðrý sayýþýmý
çaðrý sonuçlanma oraný
çaðrý týkama
çaðrý terk olasýlýðý
çaðrý tutma
çaðrý yönlendirme
çaðrý yanýtlama makinesi
çaðrýþým
çaðrýþýma dayalý çaðrý
çaðrýþýmlý bellek
çaðrýþýmsal
çaðrýþýmsal çizge
çaðrýþýmsal bellek
çaðrýnýn yarýda býrakýlma olasýlýðý
çağ
çağıldatmak
çağıltı
çağıltı sesi
çağımızda
çağın gereklerine uygun
çağın gerisinde kalma
çağın gerisinde kalmış kimse
çağın gerisinde kalmak
çağının gerisinde kalmış
çağırılmamış
çağırınca duyabilecek uzaklıkta
çağırınca gelmek
çağıran
çağıran makro
çağırdamak
çağırma şifresi
çağırma noktası
çağırtmak
çağcıl
çağcıllık
çağdaş kimse
çağdaş popüler müzik
çağlama
çağlamak
çağlar boyu
çağlar boyu süren
çağlardan beri
çağlayan
çağlayan biçiminde dökülmek
çağlayan gibi akmak
çağlayan gibi dökülmek
çağlayarak akmak
çíğnemek
çağrı çihazını arama
çağrı çizgesi
çağrı aktarımı
çağrı başarısızlık oranı
çağrı belgesi
çağrı belgesi alanlar
çağrı boşaltma
çağrı cihazı
çağrı cihazını aramak
çağrı dağıtıcısı
çağrı devresi
çağrı ekleme
çağrı işleme
çağrı istemi
çağrı kısıtlama
çağrı kağıdı
çağrı kotarılma tonları
çağrı kotarma
çağrı kurulma süresi
çağrı muhasebesi
çağrı paketi
çağrı sökme
çağrı süresi
çağrı saptırma
çağrı sayışımı
çağrı sistemi
çağrı sonuçlanma oranı
çağrı tıkama
çağrı terk olasılığı
çağrı tutma
çağrı yönlendirme
çağrı yanıtlama makinesi
çağrı yapmak
çağrışım
çağrışım yapma
çağrışım yapmak
çağrışım yapmamak
çağrışıma dayalı çağrı
çağrışımlı bellek
çağrışımsal
çağrışımsal çizge
çağrışımsal bellek
çağrıştırdığı anlam
çağrıştırma
çağrıştırmak
çağrıştırmamak
çağrıda bulunmak
çağrılınca gelmek
çağrının kurulması
çağrının otomatik olarak önceden ayarlanmış başka bir numaraya ya da sırasıyla başka numaralara aktarılma olanağı
çağrının yarıda bırakılma olasılığı
çağrıyı boşaltmak
çağrıyı yanıtlamak
çaba göstermeyen
çaba gerektirmeyen
çaba harcama
çaba harcamak
çaba içinde olan
çaba ile ilgili
çaba sarf etmek
çabalıyormuş gibi görünme
çabalama
çabaları boşa gitmek
çabalarýný ve ümitlerini bir amaca yöneltmek
çabalayan
çabalayarak yapmak
çabayla
çabucak bitirivermek
çabucak düzeltme
çabucak dikmek
çabucak gözden geçirme
çabucak geçmek
çabucak gezinmek
çabucak gidivermek
çabucak giymek
çabucak halletmek
çabucak hazırlamak
çabucak tırmanmak ya da ilerlemek
çabucak ve kolayca týrmanmak
çabucak yapılan şey
çabucak yapmak
çabucak yemek
çabucak yemek hazirlamak
çabucak yerleştirmek
çabucak yiyen kimse
çabuk çürüyen
çabuk çabuk çevirmek
çabuk çabuk konuþarak aðýz dalaþý yapmak
çabuk çabuk solumak
çabuk çabuk ve anlaþýlmaz biçimde konuþmak
çabuk çabuk yemek
çabuk çoğalan
çabuk çoğalma
çabuk öğrenilen melodi
çabuk öfkelenir
çabuk öfkelenme
çabuk üreyen
çabuk ağlayan
çabuk alışmak
çabuk alevlenme
çabuk anlamak
çabuk anlayışlı
çabuk ateş alır
çabuk azan
çabuk büyüyen
çabuk bir şekilde
çabuk bozulan
çabuk bulanan
çabuk dönmek
çabuk davranma
çabuk davranmayan
çabuk deðiþen
çabuk donan
çabuk elden çıkarmak
çabuk eriyen
çabuk etkilenen
çabuk etkilenir
çabuk gıdıklanır
çabuk gücenen
çabuk hareketle yakalamak
çabuk hazırlanan
çabuk heyecanlanan
çabuk iğrenen
çabuk ilerlemek
çabuk ilerleyen
çabuk inanan
çabuk inip tekrar yükselmek
çabuk iyileþen
çabuk iyileşen
çabuk iyileşme özelliği
çabuk kırılır
çabuk kızan kimse
çabuk kızar
çabuk kızma
çabuk küsen
çabuk kýzan
çabuk kahve
çabuk kanan
çabuk kavrama
çabuk kavramak
çabuk kavrayış
çabuk kavrayýþ
çabuk kimse
çabuk koşan
çabuk konuşma
çabuk kuruyan
çabuk ol
çabuk olarak
çabuk olmak
çabuk parlama
çabuk parlar
çabuk parlayan
çabuk parlayan kimse
çabuk sökülen
çabuk söylemek
çabuk söylenen komik şarkı sözleri
çabuk sinirlenen
çabuk sinirlenen kimse
çabuk sinirlenir
çabuk sinirlenme
çabuk sinirlenmek
çabuk solan
çabuk sonuçlanmak
çabuk türeyen
çabuk tiksinen
çabuk tutuşur
çabuk ve aktif
çabuk ve anlaşılmaz konuşma
çabuk ve anlaşılmaz konuşmak
çabuk ve kolay hazırlanabilen
çabuk yürümek
çabuk yanan nesne
çabuk yanar
çabuk yapılan şey
çabuklaþtýrmak
çabuklaşma
çabuklaşmak
çabuklaştırma
çabuklaştırmak
çadır bezi
çadır direği
çadır gergi ipi
çadır gibi örtmek
çadır kazığı
çadır perdesi
çadırın tepesi
çadırda
çadırda veya açık havada yapılan dini toplantı
çadıruşağı out
çadýrsýz asker kampý
çadýrsýz geçirmek
çag
çaga ayak uydurmak
çagirmak
çagrı cihazları
çagri süresi
çagrinin kurulmasi
çakı gibi
çakı gibi genç
çakı katlamak
çakışık örnekleme birimleri
çakışık tasarım
çakışım
çakışma
çakışma devresi
çakışmayacak şekilde düzenleme
çakışmayacak şekilde düzenlemek
çakışmayacak şekilde düzenlenmiş
çakışmayacak biçimde düzenleme
çakıştırma
çakıl döşemek
çakıl dökmek
çakıl kayaç
çakıl ocağı
çakıl taşları birikintisi
çakıl yatağı
çakılıp kalmış
çakılıp kalmak
çakılla kaplamak
çakıllı
çakıllı deniz kıyısı
çakıllı sahil
çakıllı yol
çakıllık
çakıltaşı
çakım
çakın
çakıntı
çakıp yakmak
çakırkeyf
çakırkeyif olma
çakırkeyif yapmak
çakırkuşu
çaký
çakýþým
çakýþma
çakýþma devresi
çakýþmak
çakýl
çakýltaþý
çakýrkeyf
çakþýrlý tavuk
çakal
çakaleriði
çakaleriği
çakar söner ışık
çakarbellek
çaki
çakmak tüfeði
çakmaklı tüfeğin bir parçası
çakmaklı tüfek
çakmaklý tüfek saçmasý
çakmaktaşı
çakmaktaşı gibi
çakmaktaşı haline getirmek
çakmaktaşından yapılmış
çakmaktaşlı
çíkolata
çaktırmadan
çaktırmadan almak
çaktırmadan bakma
çaktırmadan bakmak
çaktırmadan halletmek
çaktırmadan kabul ettirmek
çaktırmadan vermek
çaktırmadan yapmak
çal
çalı
çalı çırpı demeti
çalı çit
çalı fasülyesi
çalı gibi
çalı horozu
çalı ile örtmek
çalı ile destek yapmak
çalı kümesi
çalı kaplı
çalı makası
çalı süpürgesi
çalı-çırpı demeti
çalışa çalışa gidermek
çalışılmamış
çalışıp didinmek
çalışıp duran kimse
çalışıp durmak
çalışır
çalışır durum
çalışır duruma getirmek
çalışır durumda
çalışır durumda olma
çalışır durumda oluş
çalışır görünmek
çalışır halde
çalışır kılmak
çalışırken aşırı yük
çalışırlık sınaması
çalışırlık süresi
çalışırlık yoklaması
çalışabilecek güçte
çalışabilirlik süresi
çalışamayacak durumda
çalışamaz durumda
çalışamaz hale getirmek
çalışamazlık durumu
çalışamazlık süresi
çalışan
çalışan için hiçbir gün çok uzun değildir
çalışan kafa
çalışana ihtiyaç duyulmaması hali
çalışanlar
çalışanlar şirketi
çalışanları ile temsil edilen fiziksel görünümü
çalışarak öğrenilmeyen
çalışarak öğrenme
çalışarak ödemek
çalışarak geliştirilmiş
çalışarak kurtulmak
çalışkan kimse
çalışkanlıkla
çalışma ömrü
çalışma akımı
çalışma alanı
çalışma alt-yığını
çalışma anı
çalışma arkadaşı
çalışma şartı
çalışma şartları kötü işyeri
çalışma belleği
çalışma biçimi
çalışma biçiminde
çalışma düzeni
çalışma disketi
çalışma doluluğu oranı
çalışma doluluk oranı
çalışma durumu
çalışma etkilenimi
çalışma isteksizliği
çalışma izni
çalışma kılavuzu
çalışma kâğıdı
çalışma kütüğü
çalışma kampı
çalışma kitabı
çalışma koşulları
çalışma kolu
çalışma kopyası
çalışma masaları
çalışma masası
çalışma noktası
çalışma noktası kayması
çalışma olasılık birimi
çalışma ortalaması
çalışma potansiyeli
çalışma rehberi
çalışma sınırları
çalışma sırası
çalışma saati
çalışma saatleri sonrası
çalışma saatleri sonundaki saatler
çalışma saatlerini yazmak
çalışma sistemi
çalışma standardı
çalışma temposu
çalışma tezgahı
çalışma yapmak
çalışmada eksiklik
çalışmadan kazanılmış
çalışmak oynamaktan daha az sıkıcı
çalışmakta
çalışmakta olan program
çalışmakta olmak
çalışmaktan alıkoymak
çalışmaktan nefret etme
çalışmalar
çalışmasına engel olmak
çalışmaya doymaz kimse
çalışmaya isteksiz
çalışmaya son vermek
çalışmaya yetenekli
çalışmaya zorlamak
çalışmayı durdurma
çalışmayı sürdürmek
çalışmayı seven
çalışmayan
çalışmayan sınıflar
çalışmayla ilgili
çalışmaz
çalışmaz halde
çalışmaz hale getirmek
çalıştığı yerde yatıp kalkma
çalıştır
çalıştırıcı
çalıştırılır
çalıştırma akımı
çalıştırma birimi
çalıştırma ortamı
çalıştırmaya devam etmek
çalıştırmayla ilgili
çalıbülbülü
çalıdan çit
çalıdan yapılmış çit
çalıdan yapılmış tarakla taramak
çalıdikeni
çalıfasulyesi
çalıhorozu
çalık
çalıkuşu
çalılı
çalılığa benzer
çalılık arazi
çalılık arazide oturan kimse
çalım satan
çalım satarak yürüyen
çalımla yürümek
çalınabilir
çalınamaz
çalınan hava
çalınan malı geri vermek
çalınan melodi
çalınmış şey
çalınmış eşya alıp satan adam
çalınmış mal
çalınmış yük
çalıntı şeyler
çalıntı eşya
çalıntı mal
çalıntı mal alıp satan kimse
çalıntı mal alıp satmak
çalıntı mal satıcısı
çalıntı mal satmak
çalıntı malı alan kimse
çalıntı yapmak
çalıp çırpma
çalıp kaçmak
çalıya benzer şey
çalıyı kısa kesmek
çalý
çalý çýrpý demeti
çalý gibi
çalýþýr
çalýþýrken aþýrý yük
çalýþýrlýk süresi
çalýþýrlýk sýnamasý
çalýþýrlýk yoklamasý
çalýþabilirlik süresi
çalýþamayacak kadar yaþlý
çalýþan sýnýf
çalýþanlar grubu
çalýþkan
çalýþkanlýk
Copyright ©
Philip M. Parker
,
INSEAD
.
Terms of Use
.