Copyright © Philip M. Parker, INSEAD. Terms of Use.

Turkish English Dictionary



Türkçe - İngilizce

sözlük & tercüme

Definition - tanım

INDEX

10 Fenik - ızgara biçiminde şey
ızgara et - çýkýþ yastýk belleði
çýkýk - çalýþkanlýk
çalýþma - çatlamaz
çatlayacak derecede yedirmek - çevirilebilirlik
çevirinin aslına sadık oluşu - çin yemek çubukları
çinçilla - çok baharatlı yemek
çok basit - çok-katlý güvenlik
çok-kipli - öç almak isteyen
öçgüder - öksüz kalmak
ökse - öncü uçak
öncül - örümceğin ip üreten organı
örümcek að araþtýrma programlarý - özel gösterim
özel gün - Çebişev yaklaşıklığı
Çek - ücret paketi
ücretine mahsuben avans - üslubunuz
üslup kazandırmak - üzerini kaplamak
üzgün üzgün - açık tenli olma
açık transmisyon mili - aþýrýyüzey
aþýrma - ağırlığında olmak
ağırlık çökmesi - ağzından sarkıtmak
ağzıpek - aciliyetine göre sıralama
acillik - aerodinamik tren
aerofaji - akıl yoluyla
akılı - akrobatların taktıkları çok uzun ayaklar
akrobistit - alçak sıklık
alçak ses - Ýleti uzunluðu
Ýleti Yok - altı köşeli yıldız
altı kat - Amerikalýlaþtýrmak
amerikan - ANAHTARSÖZCÜK
anakara - anlaşamamak
anlaşma önergesi - Üstbilgiyi ve Altbilgiyi Göster
Üste - arabelleğe alma
arabellek - arka çýkmak
Arka Ön terminaller - asıl yerli
asılı - aslen kazanma
Asli Sil - Atlıkları sil
atlý - avutucu birisi
avutulamaz - şak diye vurma
ayak freni - şartlı tasarruf
şartlamak - şeytanca oyun oynamak
şeytani - şirketlerle banka arasında nakit getirip götürme işleri yapan memur
şirketsel - ayrıntıyla ilgili
ayrıt - Azerbaijani
Azerbaycan - bükerek yerleştirmek
büklümlü - büyük zil
büyükçe bir meblağ - başa vurulan darbe
başı - başka zamanlarda
başkaca - bağnaz protestan
başnokta - bakýþ açýsý
bakýþýk - bankacılık yapmak
bankacý - basit seçenek
basit ses - bazik cüruf
bazik font - belediye yolu
belediyece - belli düzeyin altýnda
belli eden - beyin zarlarından biri
beyincik - bilgilendirmek
bilgilenme - bir çevre içinde
bir çift - bir şikâyetin beyanında yapılan değişiklik
bir şilin - bir derneğe üye yapmak
bir devir - bir hatayı kabul etmek
bir hayret belirtmede kullanılır - bir kiþinin en iyi yaptýðý þey
bir kişi ya da partiyi perde arkasından yöneten kişi - bir mesleğin yabancısı
bir metin özeti - bir süpermarket gibi çalışan ama sınırlı yiyecek malzemesi stoku bulunan küçük dükkân
bir sürü çocuk - bir teşkilata özgü sembol
bir tek - birçok yerini
birörnek - birinci zamana ait
birincil - birini zorlamak
birinin - birleþmiþ silika
birleþtir - boðularak ölmek
boðulma - bombardýman uçaðý
bombaya dayanıklı - boyasý çýkmaz
boyasaptar - bu romantik bir komedidir
bu sıralar - buruşmuş şey
burulma açısı - canayakýnlýk
Canberra metriği - cesur kimse
cesur ol - cisimsel
cismani olarak - dökme kalıp
dökmeci - düşülen dara
düşüm - düz gidiþ düðmesi
düz harfler - daginiklik
Dagit - dallarla çit örmek
dalma çanı - davadan vazgeçme
davalı avukatı - değerli taşlarla süslemek
Değerlik - delicesine sevme
delici çekiç - Denetlenmiş Oturum Açma
denetleyen resmi görevli - Depodan Ekle
depolama ömrü - devam süresi
devamı - diş hijyeni
diş ipi - Dil Bilgisi Kýlavuzu
dil bilimi - dirençölçer
dirençli sıcaklıkölçer - doðruyu söylemek gerekirse
doðu - doktor yemini
doktora derecesi almak - Dondurularak kurutulmuþ çabuk kahve
dondurulmamış - duracak yer
durak günlüðü - -e yakışmaz
-e yakın - Eşleyiciler
eşli - ekipbaşı
eklampsi - el atıvermek
el atma - elektromotor kuvvet
elektron - emilsiyon haline dönüştürmek
emin bir şekilde - en son sýnýr
en sondaki - envaze etme
envazyon - Escape tuşu
ESCON - etiyoloji
Etiyopya - evin kadını
evin reisi - fındıklı şekerleme
fırıl - fantezi mallar
fanteziler - felakete yol açan afet
Felcden hasil olan abazi - filogenetik
filogenez - fobik
fobisi - gır gır
gırç - görünmeyen mektup kopyası
görünmez tehlike - göz gezdirmek
göz hapsinde - gücün tekerleklere nakli
gücünü - güneşlenme
güneşli - güzelliğini yitirmiş
güzellik çiftliği - gazete yazısı
gazetecí - geçirme kuşağı
geçirmeme - gelişmeden doğmuş
gelişmekte - gençliğin baharı
gençlik çılgınlığı - gerçek zevk zevklerin küçümsenişidir
gerçekçi kimse - gerizekalý
germanik - giyimde saygýnlýk
giyiminde titiz - grizu patlamasından sonra kalan zehirli gaz
grobeton - hücre ile ilgili
Hücre imi - haczedilen malın kullanılması
haczetme - hakli olmak
haksız açtığı davayı kaybedene verilen para cezası - hapishaneye kapatmak
hapislik gerektiren - hasretini çekmek
hassas eleman - hava meydanı vergisi
hava mili - hayat standardı
hayat tarzı - hedefini küçültmek
hedefleme - her yönden yükleme ya da boşaltmaya hazır olduğunu ve nizami süreler içinde hazırlık ihbarının yapıldığını belirten terim
her yöne - heykeltraşlıkla ilgili
Heywood savı - hissedarlara hisselerini vermek
hissedici - Hukuka uygunluk
hukukçular - içinde yuvarlanmak
içindekiler öðesi - iş göremez
iş gözlüğü - işin zor tarafı
işinde - iştigal etmek
iştirak eden - iftira türünden
iftirak - iki hükümdarlı yönetim
iki hafta - ikna edilmiş olma
ikna etme - ilgili tarih itibarýyla
ilgililer - imleçten bagimsiz kaydirma
imleşim - incinmiş gurur
incir aðacý - intihap toplamak
intihar eden kimse - iskandil kurşunu
iskandinav - istiklal
istikrar bulmak - iyi biçimlendirme
iyi bilen - izometrik
izoterm - kırıcılık
kırık bezelye - kısmen veya tamamen ticari anlaşmalara bağlı olmayıp sadece kanun koyucu tarafından vazolunan gümrük vergileri sistemi
kısmet - kâlp nakli
kâlp pili - kötü ders notları
kötü doktor - Küçülebilir
küçülen - kýyý ve deniz mühendisliði
kýyýcý - kablosuz yerel þebeke
kabriyole - kafayý bulmuþ
Kafe - kaleyi yerle bir etmek
kalibrasyon - kana susamýþ
kanı çok - kanunsuz yoldan para kazanmak
kanunsuzdur - karışıklaştırmak
karışım hazırlama - karaturp
karavancı - karla karışık yağmur
karlı olarak - katýþtýrmak
katýhal - kayıtlı olmayan
kayıtlamak - kazadan beladan uzak
kazaen - kenar yuvarlatýcý
kenara - kendini zorla kabul ettirmeye çalışmak
kendiniz - keten ayıklama aleti
keten dantel - kin ve nefret dolu
kinakrin - klasik yapıt
klasikler - kolayca zarar gören
kolaylık olması açısından - konservatuvar
konserve açıp içmek - konvertibilite
konvertibl - koyu yeşil
koyuca - kuşet
kuşhane - kum saatindeki kum
kum taşı - kuruluşa ait
kurulum - lâfını sakınmaz
lâfebesi - Lexis oranı
Leydi - Mısır'ın yerlisi olan
mısırlı - mülteciler kurulu
mümbitleştirme - maaş bağlamak
maaş ve ücretleri gözden geçirirken geçmiş performans ile gelecekteki potansiyeli değerlendirme tekniği - mahkeme yoluyla ödetmek
mahkemece ertelenen açık artırma ile satış - mal olarak ödeme
mal olmak - mani olan
maniali - master programı
mastif - Meksika Yaz Saati
meksikalı - mercek vasıtasıyla oluşan biçim
mercimek - metin saydamlýðý
Metin Seç - middling sözcüğünün çoğul biçimi
mide özsuyu analizi - Mississipi
Missouri - muallakta olmayan
muallime - mutemede ait
mutena - nakleden
nakledici - nefretini uyandırmak
nefretle - niteliklerine göre ayırmak
nitelikli şey - observatuar
obsesif - olamasa da olur
olamayan - onanırlık koşulları
onanýr - orman yetiştirme
ormanı çok - osteolitik
osteoliz - otururken yapılan
otuz - paha biçmek
pahada ağır - Para Yönetimi
para yapma - parlaklığını
parlaklık kazandırmak - pay sahibi olmak
pay verme - Perþembe
perakende - pirinçten yapılmış mezar plakası
pirit - polis birliği
polis casusu - pratik zekaya sahip
pratika - Pullamak
pulları dökülmek - radyodermatit
radyofar anteni - reddedilen kabul
reddedilmiş şey - reosta
reostat - rivayet kabilinden
rivyera - sıcaktan yanmak
sıcramak - sınam tasarımı
Sınama alanı - söyletmemek
söylev - süperbilgisayar
süperego - sütlü kavhe
sütlaç - Saat Biçimi
saat bir - sabitleştirici istemeyen
sabitleme - sahtekârlık teşebbüsü
sahtekar - sanat zevki olan
sanatçı - Sarkık Yanak
sarkıntılık yapmak - savaşı doğuran olay
savaşım - saygıyla karışık korku
saygý - Sehirlerarasi Ekspres Tren
sehr disinda - sentrifügal
sentriol - sert yüzey
sert yaka - sevk edilen
sevk evrakı eşliğinde gelen poliçe - silâhlanmak
silâhlar - sinsice yapmak
sinsilik - skandal çıkaran araştırmacı
skandiyum - Son İşlemi Geri Al
son ürün - Sorguya Bağla
sorkun - SPOTLU NÝÞ
sprey - su yabancı otu
SU YATAÐI - susturulmuş
susun - Tüm Ag
Tüm Alan - taþýyýcýyý dinleyen çoklu eriþim
taþýyan - tadını vermek
tadında - takatý kalmamýþtý
takatsız bırakmak - tam satýn alma sürümü
tam sayılardan oluşan - tanrýlarýn içkisi
tanrýsal - tarziye
tas kebabý - tayga
tayin eden kişi - tehlikelere dikkat eden
tehlikeli adam - tekmiş gibi görünen iki yıldız
tekmil - televizyonla tanı
teleyazı - temyizle ilgili
ten rengi streç pantolon - ters ve kısa
ters video - ticarette kaptıkaçtı yöntemi
ticari - top sözcüğünün çoğul biçimi
top sürme - topraklarına katmak
topraksız - trouser sözcüğünün çoğul biçimi
True Type yazıtipleri - uçağın yerini gösteren lâmba
uçabilen - ufuktan yükseklik derecesi
ugramak - utanmazca
Utarit - uyumlu zil sesi
uyumluluk - uzun yaprak
uzun yara - varíl
varan - vb kötü adam
vb tehdit etme - veri kaydı
veri kaydi - viyaklama
Viyana - yılışık yılışık sırıtmak
yılışma - yükölçer
yükü ayarlayarak gemiyi dengeleme - yürürlülük
Yürüt - yaşama sımsıkı sarılmış
yaşamış - yakından incelemek
yakınlık analizi - yan yatmaya elverişli
yan yelken - yapı endüstrisi
yapı içi - yarı-durağan süreç
yarıiletken - yargısal örnek
yargıtayca mahkeme kararının yeniden incelen - yavaş yavaş yerleştirmek
yavaşça ya da dikkatle ilerlemek - yazıtlara ait
yazı-tura - yem olarak kullanılan kayabalığı
yem parası - Yeni Zellanda Dolarý
yeniçeri - yer ve zaman kavramlarının dört boyutlu bütünü
yer vermek - yeterli teminat
yeterlik - yoksulluk nafakasi
yoksun bırakan - yukarıya yönelik
yukarý - zabıtların tasdiki
zabýt ve tesbit olunan - zaruret içinde
zaruri olarak - zindana atmak
zindancý - zurna sesi
doðu
doðu yönünde olan
doðuþtan
doðuþtan baðýþýklýlýk
doðuþtan kazanýlan ulusal hak
doðuþtan renk maddesi eksikliði
doðuþturu
doðuþturu alaný
doðuþturucu
doðuþturulu alet
doðuþturumölçer
doðudan esen
doðum
doðum öncesi
doðum öncesine ait
doðum doktorluðu
doðum günü
Doðum günün kutlu olsun
Doðum gününüz kutlu olsun
doðum hýzý
Doðum için hepinizin burada olabilmenizi isterdim
doðum kanalý
doðum kontrol hapý
doðum kontrolü
doðum lekesi
doðum oraný
doðum süreci
doðum salonu
doðum uzmaný
doðum yapma
doðum yeri
doðumbilim
doðumdan sonrasýyla ilgili
Doðumgünün Kutlu Olsun
doðumkaþýðý
doðuran küme
doðurgan
doðurganlýk
doðurmak
doðurmamýþ genç inek
doðuya özgü
doðuya doðru
doðuya giden
DOÐRU
dOÐRUSU
DOÐUM HIZI
doğa
doğa şartları
doğa bilimi
doğa filmi
doğa güçleri ile ilgili
doğa harikası
doğa hiçbir şeyi nedensiz yapmaz
doğa kanunlarına aykırı
doğa kuvvetlerine ait
doğa parçasının görünümü
doğa parkı
doğa ve toprak örtüsü bilgi sistemi
doğaçlama çalmak
doğaçlama caz dinletisi
doğaçlama oynamak
doğaçlama sanatçısı
doğaçlama yapmak
doğaçlamadan çalmak
doğaçtan parça
doğaçtan söylemek
doğaçtan söylenmiş
doğaçtan yapılan
doğaçtan yapan kimse
doğaüstü
doğaüstü şey
Doğaüstü Güç
doğaüstü güçlere inanma
doğaüstü uygulamalar tekniği
doğacı
doğacak bebeğe hediyeler verme
doğada bulunan
doğada düzenli olarak görülmeyen
doğadaki bir enerjiden yararlanmak
doğadaki gibi olma
doğal çevre veya ortam
doğal ölçüsünde
doğal ölüm
doğal özellik
doğal özelliklerini kaybetmek
doğal afet
doğal afetler
doğal amfıteatr
doğal amfiteatr
doğal ayıklanma
doğal baryum sülfat
doğal biçim
doğal bir nedenden
doğal boyutlarında
doğal boyutlu resim
doğal davranışlı
doğal davranmama
doğal dil
doğal durum
doğal durumda
doğal durumunda bulunan
doğal eğilim
doğal eşlenik önseli
doğal engel
doğal etkileme
doğal frekans
doğal güç
doğal gürültü
doğal güzellik
Doğal Gaz
doğal gelişme
doğal hadise
doğal haklar
doğal halinde
doğal haliyle
doğal ilişki
doğal kaynaklar
doğal kaynakları kontrol eden kuruluş
doğal kaynakları koruma
doğal kaynakları korumacı
doğal kipler
doğal koruma alanı
doğal korumaya alınan alan
doğal mıknatıs
doğal mıknatıslı devinen sargılı alet
doğal motifler kullanılan sanat türü
doğal olarak ait
doğal olarak bulunmak
doğal olarak var olma
doğal olay
doğal olaylar
doğal olayların devrelerini inceleme
doğal olaylarla ilgili
doğal olmayan cinsel davranış
doğal ortam
doğal renginde
doğal renkle olmayan
doğal renkli
doğal renkte olmayan
doğal salınımlar
doğal sayı
doğal sonuç
doğal vücut ısısı
doğal ve gerekli eklenti
doğal yan
doğal yetenek
doğala en yakın ses veren
doğala en yakın ses veren alet
doğallığını bozmak
doğallık
doğallıkla
doğallıktan uzaklaştırılma
doğan
doğanın bütünlüğü inancı
doğanın dengesi
doğanın insana yaptığı iyilik insan hayatının kısalığı olmuştur
doğanın kendinin sağladığı gizlenme olanakları
doğanın ortaya çıkardığı
doğanın sağladığı gizlenme olanakları
doğancı
doğancılık
doğanla avlanan avcı
doğanla avlanma
doğasını değiştirmek
doğasında
doğasında olan
doğasında olmak
doğasında var olan
doğaya özgü
doğaya aykırı
doğayı bir şair bir bilim adamından daha iyi anlar
doğayı kirletmeyen
doğayı koruma
doğayı olduğu gibi gösteren
doğayı tanımlama
doğayı yansıtma
doğma
doğma-ölme süreci
doğmaktan kaygı duymadığım gibi ölmekten de kaygı duymuyorum
doğmamış
doğmuş
doğrama dişi
doğrama işi
doğrama işleri
doğrama kütüğü
doğrama kerestesi
doğramacılık yapmak
doğramanın birbirine geçen dişleri
doğru açı
Doğru Ýfade
doğru akım
doğru akım önbeslemesi
doğru akım bağlaşımı
doğru akım bileşeni
doğru akım iletimi
doğru akıma çevirme
doğru akıma çevirmek
doğru biçimde
doğru düşünüp karar verme yetisi
doğru düşünceli
doğru düşünmek
doğru dürüst
doğru dürüst çalışmayan
doğru eğrisi
doğru farzetmek
doğru fikirli
doğru gidiş
doğru işareti
doğru iz üzerinde
doğru karar verebilme yeteneği
doğru kestirmek
doğru olamayan
doğru olan
doğru olanı
doğru olarak varsaymak
doğru olduğunu ispatlama
doğru olmak
doğru olmayan davranış
doğru orantılı
doğru ortalama
doğru parçası
doğru regresyon
doğru söylemek
doğru söyleyeceğine yemin ettirmek
doğru sözlü olarak
doğru sözlülük
doğru ses perdesi
doğru tahmin etmek
doğru telaffuz
doğru uygulamak
doğru vallahi
doğru varsayılan kanıtsız önerme
doğru varsaymak
doğru ve yanlış durumlar yöntemi
doğru yönde
doğru yürümek
doğru yere götürmek
doğru yolda
doğru yoldan çıkmış
doğru yoldan çıkmak
doğru yoldan ayrılan
doğru yoldan ayrılma
doğru yolu göstermek
doğru yorum
doğruca
doğruca gitmek
doğruculuk
doğrudaş noktalar
doğrudaşlık
doğrudan ışın
Doğrudan İlişkileri Göster
doğrudan ölçüm yöntemi
doğrudan ölçme
doğrudan örnekleme
doğrudan adres
doğrudan adresleme
Doğrudan Aracı
doğrudan arama
doğrudan bağlama
doğrudan bağlantı
doğrudan bağlantılar
doğrudan belleğe erişim
doğrudan bellek erişimi
Doğrudan bellek erişimi denetçisi
doğrudan beslemeli yineleyici
doğrudan biçimlendirme
doğrudan bilgi almak
doğrudan dışarı arama
doğrudan dahili arama
doğrudan dahili numara arama
doğrudan dalga
doğrudan değiştirme
Doğrudan Disk Erişimi
doğrudan doğruya öğrenilmiş bilgi
doğrudan doğruya bir emsal
doğrudan doğruya olan
doğrudan doğruya yanıt vermekten kaçınmak
doğrudan doğruya yapışık olan
doğrudan erişim
doğrudan eylemli alet
Doğrudan geçiş sunucusu
doğrudan hat hizmeti
doğrudan ilişki
Doğrudan Kablo Bağlantısı
Doğrudan Kablo Bağlantısı uygulaması
doğrudan karşılaştırmalı ölçüm yöntemi
doğrudan komut
Doğrudan Kopya
doğrudan kullanıcı
doğrudan olan
doğrudan olasılık
doğrudan satış veya ticaret ile uğraşmayan banka veya borsa acentesi
doğrudan seri hat üzerinden aramalı
doğrudan standartlaştırma
Doğrudan yazıcıya yazdır
Doğrudan Yazdır
doğrudan yuva
doğrudanlık
Doğrula
doğrulama işareti
doğrulama sınaması
doğrulama ve sağlama
doğrulanabilir
doşrulanabilir
doğrulanmış bakiye
doğrulanmış gerçek
doğrulanmış hesap
doğrulanmış ilke
doğrularak oturmak
doğrulayıcı etken analizi
doğrulayıcı hareket
doğrulayıcı muamele
doğrulayıcı nitelikte şey
doğrulayan şey
doğrultma
doğrultmaç
doğrultu açıları
doğrultucu
doğrultuculu alet
doğrultulabilir
doğrultulmuş ortalama değer
doğrultusunda
doğrultusunda olan
doğrulu
doğruluğu şüpheli
doğruluğu hakkında tartışmak
doğruluğundan şüphe duyulan yazı
doğruluğundan şüphe edilemez
doğruluğundan kuşku duymak
doğruluğunu belirtmek
doğruluğunu bulma
doğruluğunu kabul etmek
doğruluğunu kabul etmemek
doğruluğunu kabullenmek
doğruluğunu kanıtlama
doğruluğunu kanıtlamak
doğruluğunu ortaya koymak
doğruluğunu sınamak
doğruluğunu sağlamak
doğruluğunu savunmak
doğruluğunu tartışmak
doğruluğunu tespit etmek
doğruluk çizelgesi
doğruluk derecesi
doğruluk sınıfı
doğruluk tablosu
doğruluk-değerli
doğrulukla
doğrulup kalkmak
doğrusal
doğrusal ölçek
doğrusal algılayıcı
doğrusal Aritmetik
doğrusal ayırıcı işlev
doğrusal ayırtaç
doğrusal ayrılabilir
doğrusal bağımsızlık
doğrusal başarısızlık hızı dağılımı
doğrusal bağlanım denklemi
doğrusal bir dizgenin kararsızlığı
doğrusal bir dizgenin koşullu kararlılığı
doğrusal bir dizgenin mutlak kararlılığı
doğrusal bir sistemin kararlılığı
doğrusal dizge
doğrusal eğilim
doğrusal en çok olabilirlik yöntemi
doğrusal evre
doğrusal hipotez
doğrusal işleç
doğrusal işlem
doğrusal işlev
doğrusal ilişki
doğrusal izlenceleme
doğrusal kısıt
doğrusal karesel oyun
doğrusal katışım
doğrusal kestirici
doğrusal model
doğrusal olmayan ölçek
doğrusal olmayan bağlanım
doğrusal olmayan dönüşüm
doğrusal olmayan dizge
doğrusal olmayan eşlem
doğrusal olmayan ilişki
doğrusal olmayan programlama
doğrusal olmayan regresyon
doğrusal olmayan sistem
doğrusal ortalama kare regresyonu
doğrusal regresyon
doğrusal sistem
doğrusal sistematik istatistik
doğrusal tahmin edici
doğrusal uzay
doğrusal yapı ilişkisi
doğrusal yeterlilik
doğrusal zamanda değişmez
doğrusallık
doğrusallık ölçüsü
doğrusal-olmayan bozunum
doğrusal-olmayan yükselteç
doğrusalsızlık
doğrusalsızlık bozulması
doğrusu bu
doğrusunu öğrenmek
doğrusunu açıklamak
doğrusunu anlamak
doğruyu bulmak
doğruyu söylemek
doştça
doğu ülkeleri
doğu akdeniz ülkeleri
doğu akdeniz rüzgârı
doğu amerika zehirli yılanı
Doğu Asyalı
Doğu Asyalı kimse
doğu halkı
doğu ile ilgili
doğu londra şivesi
doğu londra yerlisi
doğu londra'lı
doğu londra'lıların yaşadığı bölge
doğu roma imparatorluğu
Doğu Standart Saati
Doğu Yaz Saati
doğuş sürecindeki teknoloji
doğuştan ait
doğuştan gelen
doğuştan gelen nitelikler
doğuştan geri zekalı kimse
Doğuştan Hak Kazanılan Mülk
doğuştan kabiliyetli kimse
doğuştan kazanılan hak
doğuştan kazanılmış düşünsel yetiler
doğuştan olan özellikler
doğuştan olan bağışıklıkla ilgili
doğuştan olan günah
doğuştan olarak
doğuştan olmayıp
doğuştan sahip
doğuştan var olan
Doğuştan Yetenek
doğuştan yetenekli
doğuştan yetenekli kişi
doğuştan zekâ özürlü kimse
doğuşturu
doğuşturu alanı
doğuşturucu
doğuşturullukölçer
doğuşturulu alet
doğuşturumölçer
doğubilimci
doğubilimi
doğuda bulunan
doğudaki
Doğudaki Bölüm
doğudan batıya hareket
doğudan esen
doğudan esen rüzgar
doğudan gelen
doğulu kimse
doğum - ölüm süreci
doğum öncesi
doğum öncesi bakım
doğum belgesi
doğum doktorluğu
doğum doktoru
doğum hızı
doğum hali
doğum izi
doğum kontrol aleti
doğum kontrol hapı alıyor olmak
doğum kontrolü sağlayan
doğum kontrolu
doğum odası
doğum oranı
doğum oranının yüksek olduğu bir dönemde doğmuş kişi
doğum oranındaki hızlı düşüş
doğum süreci
doğum sancısı çekmek
doğum sonrası ağrılar
doğum uzmanı
doğum ve gebelik bilimi
doğum yıldönümü
doğum zamanı
doğuma neden olan
doğumda ceninin duruş şekli
doğumda kasılan adaleler
doğumda kullanılan hafif anestezi
doğumdan önce
doğumdan önceki
doğumdan sonraki
doğumhane
doğumla ilgili
doğurabilen
doğuran
doğuran küme
doğurgan
doğurganlık oranı
doğurmak üzere olan
doğurtkanlık
doğurucu
doğurulmuş çocukların toplamı
doğusal
doğusunda
doğuya
doğuya özgü
doğuya aít
doğuya ait
Doğuya Özgü
doğuya doğru inşa etme
doğuya doğru olan
doğuya doğru yönelme
doğuya doğru yapmak
doğuya giden
doğuyu anımsatan
DOĞRU
dobiþko
dobiş
dobişko
dobra
dobra dobra konuþan
dobra dobra konuğan
dobra dobra söylemek
dobra dobra söyleyen
dobralık
doc
Dodge sürekli örnekleme planı
dodo kuþu
doga
dogaclama
dogal gaz kaloriferi
dogal park
dogma
dogmacı
dogmacılık
dogmatik
dogmatik olarak
dogmatik teoloji
dogmatizm
dogru uygulama
dogrudan
dogrudan ölçüm yöntemi
dogrudan ölçme
dogrudan adresleme
dogrudan arama
dogrudan baglanti
Dogrudan bellek eriþimi denetçisi
dogrudan beslemeli yineleyici
dogrudan biçimlendirme
dogrudan dalga
dogrudan degiþtirme
Dogrudan Disk Eriþimi
dogrudan eriþim
dogrudan eylemli alet
dogrudan iþin
Dogrudan Kablo Baglantisi
Dogrudan Kablo Baglantisi uygulamasi
dogrudan karþilaþtirmali ölçüm yöntemi
dogrudan komut
dogrudan kullanici
dogrudan seri hat üzerinden aramali
dogrudan yuva
dogrultmak
dogrultu açilari
dogrusal hareket kilavuz bilyeleri
dogrusallik ölçüsü
Dogu
Dogu Standart Saati
Dogu Yaz Saati
doguþ sürecindeki teknoloji
dogum
dogum günü
Dogum gunun kutlu olsun
Dogum gununu kutlarým
Dogum icin hepinizin burada olabilecegini umit ediyorum
Dogum icin hepinizin burada olabileceginizi umit ediyorum
dogum oncesi
Dogum tarihi
dogumgünü partisi
dogurmak
doing sözcüğünün çoğul biçimi
dok ücreti
dok alanı
dok işçilerinin geçici olmayıp da süreli olarak çalıştırılması ilkesi benimsendikten sonra
dok işçisi
dok müdürü
dok veya tersane işçisi
doka çekmek
doka girmek
doküman
doküman sağlamak
doküman tabanlı sorgulamalar
doküman tabanli sorgulamalar
doküman vermek
dokümanın kilidini açma
dokümanýn kilidini açma
dokümanları birleştirme
dokümanlarý birleþtirme
dokümantasyon
doksan
doksan üç
doksan alti
doksan bes
doksan bir
doksan birimlik küme
doksan dört
doksan dokuz
doksan iki
doksan sekiz
doksan yaşlarında
doksan yedi
doksanıncı
doksanýncý
doksanda bir
doksanda bir kısım
doksanlı yıllar
doksanlık kimse
doksanlar
doksoloji
doktan yapılan pantolon
doktor ünvanı kazanmak
doktor adayı
doktor olmak
doktor tavsiyeleri
doktor termometresi
doktor yemini

Copyright © Philip M. Parker, INSEAD. Terms of Use.