Copyright © Philip M. Parker, INSEAD. Terms of Use.

Turkish English Dictionary



Türkçe - İngilizce

sözlük & tercüme

Definition - tanım

INDEX

10 Fenik - ızgara biçiminde şey
ızgara et - çýkýþ yastýk belleði
çýkýk - çalýþkanlýk
çalýþma - çatlamaz
çatlayacak derecede yedirmek - çevirilebilirlik
çevirinin aslına sadık oluşu - çin yemek çubukları
çinçilla - çok baharatlı yemek
çok basit - çok-katlý güvenlik
çok-kipli - öç almak isteyen
öçgüder - öksüz kalmak
ökse - öncü uçak
öncül - örümceğin ip üreten organı
örümcek að araþtýrma programlarý - özel gösterim
özel gün - Çebişev yaklaşıklığı
Çek - ücret paketi
ücretine mahsuben avans - üslubunuz
üslup kazandırmak - üzerini kaplamak
üzgün üzgün - açık tenli olma
açık transmisyon mili - aþýrýyüzey
aþýrma - ağırlığında olmak
ağırlık çökmesi - ağzından sarkıtmak
ağzıpek - aciliyetine göre sıralama
acillik - aerodinamik tren
aerofaji - akıl yoluyla
akılı - akrobatların taktıkları çok uzun ayaklar
akrobistit - alçak sıklık
alçak ses - Ýleti uzunluðu
Ýleti Yok - altı köşeli yıldız
altı kat - Amerikalýlaþtýrmak
amerikan - ANAHTARSÖZCÜK
anakara - anlaşamamak
anlaşma önergesi - Üstbilgiyi ve Altbilgiyi Göster
Üste - arabelleğe alma
arabellek - arka çýkmak
Arka Ön terminaller - asıl yerli
asılı - aslen kazanma
Asli Sil - Atlıkları sil
atlý - avutucu birisi
avutulamaz - şak diye vurma
ayak freni - şartlı tasarruf
şartlamak - şeytanca oyun oynamak
şeytani - şirketlerle banka arasında nakit getirip götürme işleri yapan memur
şirketsel - ayrıntıyla ilgili
ayrıt - Azerbaijani
Azerbaycan - bükerek yerleştirmek
büklümlü - büyük zil
büyükçe bir meblağ - başa vurulan darbe
başı - başka zamanlarda
başkaca - bağnaz protestan
başnokta - bakýþ açýsý
bakýþýk - bankacılık yapmak
bankacý - basit seçenek
basit ses - bazik cüruf
bazik font - belediye yolu
belediyece - belli düzeyin altýnda
belli eden - beyin zarlarından biri
beyincik - bilgilendirmek
bilgilenme - bir çevre içinde
bir çift - bir şikâyetin beyanında yapılan değişiklik
bir şilin - bir derneğe üye yapmak
bir devir - bir hatayı kabul etmek
bir hayret belirtmede kullanılır - bir kiþinin en iyi yaptýðý þey
bir kişi ya da partiyi perde arkasından yöneten kişi - bir mesleğin yabancısı
bir metin özeti - bir süpermarket gibi çalışan ama sınırlı yiyecek malzemesi stoku bulunan küçük dükkân
bir sürü çocuk - bir teşkilata özgü sembol
bir tek - birçok yerini
birörnek - birinci zamana ait
birincil - birini zorlamak
birinin - birleþmiþ silika
birleþtir - boðularak ölmek
boðulma - bombardýman uçaðý
bombaya dayanıklı - boyasý çýkmaz
boyasaptar - bu romantik bir komedidir
bu sıralar - buruşmuş şey
burulma açısı - canayakýnlýk
Canberra metriği - cesur kimse
cesur ol - cisimsel
cismani olarak - dökme kalıp
dökmeci - düşülen dara
düşüm - düz gidiþ düðmesi
düz harfler - daginiklik
Dagit - dallarla çit örmek
dalma çanı - davadan vazgeçme
davalı avukatı - değerli taşlarla süslemek
Değerlik - delicesine sevme
delici çekiç - Denetlenmiş Oturum Açma
denetleyen resmi görevli - Depodan Ekle
depolama ömrü - devam süresi
devamı - diş hijyeni
diş ipi - Dil Bilgisi Kýlavuzu
dil bilimi - dirençölçer
dirençli sıcaklıkölçer - doðruyu söylemek gerekirse
doðu - doktor yemini
doktora derecesi almak - Dondurularak kurutulmuþ çabuk kahve
dondurulmamış - duracak yer
durak günlüðü - -e yakışmaz
-e yakın - Eşleyiciler
eşli - ekipbaşı
eklampsi - el atıvermek
el atma - elektromotor kuvvet
elektron - emilsiyon haline dönüştürmek
emin bir şekilde - en son sýnýr
en sondaki - envaze etme
envazyon - Escape tuşu
ESCON - etiyoloji
Etiyopya - evin kadını
evin reisi - fındıklı şekerleme
fırıl - fantezi mallar
fanteziler - felakete yol açan afet
Felcden hasil olan abazi - filogenetik
filogenez - fobik
fobisi - gır gır
gırç - görünmeyen mektup kopyası
görünmez tehlike - göz gezdirmek
göz hapsinde - gücün tekerleklere nakli
gücünü - güneşlenme
güneşli - güzelliğini yitirmiş
güzellik çiftliği - gazete yazısı
gazetecí - geçirme kuşağı
geçirmeme - gelişmeden doğmuş
gelişmekte - gençliğin baharı
gençlik çılgınlığı - gerçek zevk zevklerin küçümsenişidir
gerçekçi kimse - gerizekalý
germanik - giyimde saygýnlýk
giyiminde titiz - grizu patlamasından sonra kalan zehirli gaz
grobeton - hücre ile ilgili
Hücre imi - haczedilen malın kullanılması
haczetme - hakli olmak
haksız açtığı davayı kaybedene verilen para cezası - hapishaneye kapatmak
hapislik gerektiren - hasretini çekmek
hassas eleman - hava meydanı vergisi
hava mili - hayat standardı
hayat tarzı - hedefini küçültmek
hedefleme - her yönden yükleme ya da boşaltmaya hazır olduğunu ve nizami süreler içinde hazırlık ihbarının yapıldığını belirten terim
her yöne - heykeltraşlıkla ilgili
Heywood savı - hissedarlara hisselerini vermek
hissedici - Hukuka uygunluk
hukukçular - içinde yuvarlanmak
içindekiler öðesi - iş göremez
iş gözlüğü - işin zor tarafı
işinde - iştigal etmek
iştirak eden - iftira türünden
iftirak - iki hükümdarlı yönetim
iki hafta - ikna edilmiş olma
ikna etme - ilgili tarih itibarýyla
ilgililer - imleçten bagimsiz kaydirma
imleşim - incinmiş gurur
incir aðacý - intihap toplamak
intihar eden kimse - iskandil kurşunu
iskandinav - istiklal
istikrar bulmak - iyi biçimlendirme
iyi bilen - izometrik
izoterm - kırıcılık
kırık bezelye - kısmen veya tamamen ticari anlaşmalara bağlı olmayıp sadece kanun koyucu tarafından vazolunan gümrük vergileri sistemi
kısmet - kâlp nakli
kâlp pili - kötü ders notları
kötü doktor - Küçülebilir
küçülen - kýyý ve deniz mühendisliði
kýyýcý - kablosuz yerel þebeke
kabriyole - kafayý bulmuþ
Kafe - kaleyi yerle bir etmek
kalibrasyon - kana susamýþ
kanı çok - kanunsuz yoldan para kazanmak
kanunsuzdur - karışıklaştırmak
karışım hazırlama - karaturp
karavancı - karla karışık yağmur
karlı olarak - katýþtýrmak
katýhal - kayıtlı olmayan
kayıtlamak - kazadan beladan uzak
kazaen - kenar yuvarlatýcý
kenara - kendini zorla kabul ettirmeye çalışmak
kendiniz - keten ayıklama aleti
keten dantel - kin ve nefret dolu
kinakrin - klasik yapıt
klasikler - kolayca zarar gören
kolaylık olması açısından - konservatuvar
konserve açıp içmek - konvertibilite
konvertibl - koyu yeşil
koyuca - kuşet
kuşhane - kum saatindeki kum
kum taşı - kuruluşa ait
kurulum - lâfını sakınmaz
lâfebesi - Lexis oranı
Leydi - Mısır'ın yerlisi olan
mısırlı - mülteciler kurulu
mümbitleştirme - maaş bağlamak
maaş ve ücretleri gözden geçirirken geçmiş performans ile gelecekteki potansiyeli değerlendirme tekniği - mahkeme yoluyla ödetmek
mahkemece ertelenen açık artırma ile satış - mal olarak ödeme
mal olmak - mani olan
maniali - master programı
mastif - Meksika Yaz Saati
meksikalı - mercek vasıtasıyla oluşan biçim
mercimek - metin saydamlýðý
Metin Seç - middling sözcüğünün çoğul biçimi
mide özsuyu analizi - Mississipi
Missouri - muallakta olmayan
muallime - mutemede ait
mutena - nakleden
nakledici - nefretini uyandırmak
nefretle - niteliklerine göre ayırmak
nitelikli şey - observatuar
obsesif - olamasa da olur
olamayan - onanırlık koşulları
onanýr - orman yetiştirme
ormanı çok - osteolitik
osteoliz - otururken yapılan
otuz - paha biçmek
pahada ağır - Para Yönetimi
para yapma - parlaklığını
parlaklık kazandırmak - pay sahibi olmak
pay verme - Perþembe
perakende - pirinçten yapılmış mezar plakası
pirit - polis birliği
polis casusu - pratik zekaya sahip
pratika - Pullamak
pulları dökülmek - radyodermatit
radyofar anteni - reddedilen kabul
reddedilmiş şey - reosta
reostat - rivayet kabilinden
rivyera - sıcaktan yanmak
sıcramak - sınam tasarımı
Sınama alanı - söyletmemek
söylev - süperbilgisayar
süperego - sütlü kavhe
sütlaç - Saat Biçimi
saat bir - sabitleştirici istemeyen
sabitleme - sahtekârlık teşebbüsü
sahtekar - sanat zevki olan
sanatçı - Sarkık Yanak
sarkıntılık yapmak - savaşı doğuran olay
savaşım - saygıyla karışık korku
saygý - Sehirlerarasi Ekspres Tren
sehr disinda - sentrifügal
sentriol - sert yüzey
sert yaka - sevk edilen
sevk evrakı eşliğinde gelen poliçe - silâhlanmak
silâhlar - sinsice yapmak
sinsilik - skandal çıkaran araştırmacı
skandiyum - Son İşlemi Geri Al
son ürün - Sorguya Bağla
sorkun - SPOTLU NÝÞ
sprey - su yabancı otu
SU YATAÐI - susturulmuş
susun - Tüm Ag
Tüm Alan - taþýyýcýyý dinleyen çoklu eriþim
taþýyan - tadını vermek
tadında - takatý kalmamýþtý
takatsız bırakmak - tam satýn alma sürümü
tam sayılardan oluşan - tanrýlarýn içkisi
tanrýsal - tarziye
tas kebabý - tayga
tayin eden kişi - tehlikelere dikkat eden
tehlikeli adam - tekmiş gibi görünen iki yıldız
tekmil - televizyonla tanı
teleyazı - temyizle ilgili
ten rengi streç pantolon - ters ve kısa
ters video - ticarette kaptıkaçtı yöntemi
ticari - top sözcüğünün çoğul biçimi
top sürme - topraklarına katmak
topraksız - trouser sözcüğünün çoğul biçimi
True Type yazıtipleri - uçağın yerini gösteren lâmba
uçabilen - ufuktan yükseklik derecesi
ugramak - utanmazca
Utarit - uyumlu zil sesi
uyumluluk - uzun yaprak
uzun yara - varíl
varan - vb kötü adam
vb tehdit etme - veri kaydı
veri kaydi - viyaklama
Viyana - yılışık yılışık sırıtmak
yılışma - yükölçer
yükü ayarlayarak gemiyi dengeleme - yürürlülük
Yürüt - yaşama sımsıkı sarılmış
yaşamış - yakından incelemek
yakınlık analizi - yan yatmaya elverişli
yan yelken - yapı endüstrisi
yapı içi - yarı-durağan süreç
yarıiletken - yargısal örnek
yargıtayca mahkeme kararının yeniden incelen - yavaş yavaş yerleştirmek
yavaşça ya da dikkatle ilerlemek - yazıtlara ait
yazı-tura - yem olarak kullanılan kayabalığı
yem parası - Yeni Zellanda Dolarý
yeniçeri - yer ve zaman kavramlarının dört boyutlu bütünü
yer vermek - yeterli teminat
yeterlik - yoksulluk nafakasi
yoksun bırakan - yukarıya yönelik
yukarý - zabıtların tasdiki
zabýt ve tesbit olunan - zaruret içinde
zaruri olarak - zindana atmak
zindancý - zurna sesi
birörnek
Birörnek kaynak adı
Birörnek Kaynak Bulucu
birörnek olmayan
Bir-Çok
birþey
birþeyin benzeri olan þey
birþeyin nitelik ya da anlamýný sonradan anlama
birþeyin tamamý
birþeyin yanýna geçmek
birþeyrden emin olma
biracı
biracılıkta kullanılan kürek
biracý
birader
birahaneci
Birahaneci Kadın
Birak
Birakilan nokta
Birakma Form Alani
birakmak
biralı lokanta
biralýk arpa
birarada
birarada bulunan
birarada olabilir
birarada tutucu
biraraya
biraraya bağlamak
biraraya getirme
biraraya getirmek
biraraya koyma
biraraya toplanma
birşey
birşey değil
birşey eklemek
birşey olduğu yok
birşey saklamadan
birşey yüzünden kendini yiyip bitirmek
birşey yaptırmak
birşeye büyük bir heves ve ilgiyle girişmek
birşeyi arzuladığında tüm dünya arzunu yerine getirmek için elbirliği ile çalışır
birşeyi incelemek
birşeyi tecrübe etmek
birşeyin döküntü parçaları
birşeyin müjdecisi olmak
birşeyler içmek
biraz önce
biraz şey
biraz azalma
biraz da olsa
biraz daha
biraz dilenmek
biraz geç
biraz hileli
biraz ilgi göstermek
biraz ingiliz kültürü olan yerli
biraz kaçık
biraz müstehcen
biraz pahalı
biraz uyumak
biraz yakışık almaz
birazı
birazcık
birazcık daha kalmak
birazcık olsun
birazcýk
birazdan
birbaþýna
birbaþýna denge durumu
birbaþýnalýk
birbaşına
birbaşına denge durumu
birbaşınalık
birbiçimli örnekleme
birbiçimli kararlılık
birbiçimli kararlýlýk
birbiçimli nicemleme
birbiçimli olmayan
birbiçimli rasgele sayı
birbiçimli rasgele sayý
birbiçimli sınırlı
birbiçimli sýnýrlý
birbiçimsiz nicemleme
Bir-Bir
birbiri
birbiri üzerinden geçmek
birbiri üzerine etki etmek
Birbiri Ardına
birbiri ardına atılan bombalar
birbiri ardına dizilmiş
birbiri ardına dizilmiş kuyruklar
birbiri ardına dizilmiş sınamalar
birbiri ardına gelen
birbiri ardına gelmek
birbiri ardına koşulmuş durumda
birbiri ardına koşulu olarak
birbiri ardına sırayla olan
birbiri ardına yapılan şeyler
birbiri ardından gelen
Birbiri Ardýna
birbiri ile ilgili düşünce ve nesneler dizisi
birbiri peşisıra
birbirimizi karşılıklı farklılıklarımızla zenginleştirelim
Birbirimizi tanýdýðýmýz günden bugüne 2 yýl geçtiðini bilmiyor musun
birbirinden ayırmak
birbirinden ayrı
birbirinden ayrı düşmüş
birbirinden ayrı olarak
birbirinden ayrı yaşamak
birbirinden ayrılan
birbirinden ayrılmak
birbirinden ayrılmamak
birbirinden ayrýsýk
birbirinden farklı
birbirinden uzak
birbirinden uzak düşmüş
birbirinden uzaklaşmak
birbirinden uzakta
Birbirine
birbirine çekme
birbirine çok bağlı topluluk
birbirine özel veya tüzel yaptýrým uygulamak
birbirine açılmak
birbirine ait kılmak
birbirine akan
Birbirine alternatiftir
birbirine baðlý
birbirine baðlý olma
birbirine baðlama
birbirine baðlamak
birbirine bağlı olaylar dizisi
birbirine bağlı olma
birbirine bağlı olmak
birbirine bağlı yaşlı çift
birbirine bağlama
birbirine bağlamak
birbirine bağlanmak
birbirine bakacak şekilde çevirmek
birbirine benzemez
birbirine düşürmek
birbirine düşmek
birbirine dayamak
birbirine denk düşen
birbirine destek olmak
birbirine dikmek
birbirine dolaşmak
birbirine dolaştırmak
birbirine eşit hale getirmek
birbirine ekleme
birbirine göre ayarlamak
birbirine geçen
birbirine geçme
birbirine geçmek
birbirine geçmiş
birbirine giden
birbirine girme
birbirine girmiþ
birbirine girmiş
birbirine gitmek
birbirine gitmeyen
birbirine işlemek
birbirine irtibatlamak
birbirine karışan
birbirine karışan akarsu
birbirine karışan görüntü
birbirine karışarak değişmek
birbirine karışma
birbirine karıştırarak hazırlama
birbirine karıştırarak hazırlamak
birbirine karıştırma
birbirine karýþtýrýp hazýrlamak
birbirine katmak
birbirine kaynaştırmak
birbirine kenetlemek
birbirine kenetlenmek
birbirine muhtaç
birbirine muhtaç olma
birbirine paralel olarak dizilme
birbirine paralel olarak dizmek
birbirine paralel uçuş
birbirine patlamak
birbirine sokulmak
birbirine sokulmuş insanlar
birbirine tutturmak
birbirine uyan
birbirine uydurma
birbirine uydurmak
birbirine uygun çift
birbirine uygun hale getirmek
birbirine uymama
birbirine uymamak
birbirine uymazlık
birbirine yakışır duruma getirmek
birbirine yakıştırmak
birbirine yakın derneklerin birleşerek oluşturduğu kuruluşa bağlı dernekler
birbirine yakın veya bitişik mülklerin bir tek birim halinde birleştirilmesi
birbirine yaklaşmak
birbirine yapışık olma durumu
birbirine yapışma
birbirine yapışma işi
birbirine yardım etmek
birbirine zýt
birbirini
birbirini dışlayan
birbirini dýþlayan
birbirini dýþlayan alternatifler
birbirini destekleme
birbirini desteklemek
birbirini iyi tamamlamak
birbirini izleyecek þekilde
birbirini izleyen olay
birbirini izleyerek
birbirini karşılamak
birbirini kesmek
birbirini sevmek
birbirini suçlama
birbirini suçlamak
birbirini takip etmek
birbirini tamamlayan önemli öğeler
birbirini tamamlayan kadın giysisi
birbirini tamamlayan unsurlar
birbirini tutan
birbirini tutar
birbirini tutma
birbirini tutmak
birbirini tutmaz
birbirini tutmuyor
birbirini uzaklaþtýrma gücü
birbirini uzaklaştırma kuvveti
birbirini yemek
birbirinin aleyhinde söyleme
birbirinin ardından gelen radyo ya da televizyon programı
birbirinin arkasýndan konuþma
birbirinin aynı iki şey
birbirinin aynı olarak
birbirinin benzeri
birbirinin modeli
birbirinin tamamen zıttı olmak
birbirinin tersi olmak
birbirinin yerine geçebilen türlü nesnelere olan talep
birbirinin yerine geçebilir
birbirinin yerine koymak
birbirinin yerini alma
birbiriyle anlaşan
birbiriyle bağlantılı olma
birbiriyle haberleşmek
birbiriyle ilişkisi olmayan
birbiriyle savaşan devlet
birci
bircilik
birdaha asla
birde üç olan
birden çıkmak
birden çekilmek
birden çekme
birden çekmek
birden çok kadınla evlenmeyi yasaklayan 1882 tarihli Amerikan kanunu
birden çok olanaklardan söz ettiği için
birden çok yavru doğurmak
birden öfkelenme
Birden Çok Özellik Kullanılabilir
Birden Çok Özellik Kullanýlabilir
Birden Çok Harita Kullanılabilir
Birden Çok Harita Kullanýlabilir
birden ünlü olma
birden açılmak
birden aklına gelmek
birden alev almak
birden alevlenmek
birden artmak
birden şiddetle çekmek
birden batıp kaybolmak
birden bire ortaya çıkan
birden bire söyleyivermek
birden düşürmek
birden düşme
birden direksiyon kırma
birden fazla şehirde işçi-işveren ilişkilerini düzenleyen toplu sözleşme
birden fazla boþluk
birden fazla boşluk
birden fazla dosya seçimi
birden fazla gösteren
birden fazla işi olmak
birden fazla kullaným alaný olan
birden fazla makamı olma
birden fazla pencere
birden fazla seçeneği olmak
birden gelişen
birden girmek
birden hızlanmak
birden hýzla çekmek
birden haykırmak
birden karşısına çıkış
birden karşısına çıkarmak
birden kayıvermek
birden kenara çekilip kurtulmak
birden parlamak
Birden Parlayan Yıldız
birden söylemek
birden sinirlenmek
birden tutuşma
birden uzaklaşmak
birden ve kuvvetle çekme
birden yükselme
birden yükselmek
birden zengin olan
birden zengin olan kimse
birdenbire
birdenbire akla gelmek
birdenbire aksilenmek
birdenbire bulmak
birdenbire düşürmek
birdenbire farketmek
birdenbire görünmek
birdenbire iflas etme
birdenbire kötüye giden
birdenbire kapanmak
birdenbire olan
birdenbire olma
birdenbire türeyen
birdenbire ve hızla düşme
birdenbire yükselen
birdenbire yükselmek
birdenbire yüzyüze gelmek
birdenbire zuhur etmek
birdirbir
birdirbir oynamak
birdirbir oyunu
birdirbirde ebenin üzerinden atlamak
bire bin katan kimse
bire bin katmak
bire bir örten iþlev
bire bir örten işlev
Bire Bir Ýletiþim
bire bir eşleştirme
bire bir iþlev
bire bir işlev
Bire bir tercümesi yaðsýz olur
bire tümler
bireþim
bireþimli
bireþimse
bireþimsel
bireþtirici
bireþtirmek
bireşim
bireşimsel
bireştirici
bireştirmek
birebir
birebir örten iþlev
birebir örten işlev
birebir gelen şey
birebir iþlev
birebir işlev
birer birer almak
birer birer seçilmiş
birer birer zikretmek
birerli sıra halinde yürümek
birey
birey özgürlüklerinin kısıtlanması
bireyi boğacak derecede otoriter olan ve iktidarın bir merkezde toplandığı bir toplumdan uzaklaşma ve yabancılaşma
bireyleştirmek
bireyler
bireylere tam mülkiyet hakkı veren kanun düzeni
bireylerin belli bir yaştaki ortalama kalan ömrünü saptamada mahkemelerce sık sık başvurulan
bireylerle hükümet daireleri veya iki birey arasındaki anlaşmazlıkları halletmek için kurulmuş özel mahkeme
bireylik
bireysel ölçek
bireysel þahadet
bireysel iletiþim
bireysel iletişim
bireyselleþtirmek
bireysellik katsayısı
birgün
biri
Biri biri ile iþbirliði yapan sistem
Biri birine bindirilmiþ ince uzun tahta kaplý ev
biri birini vasiyetnamesini idare etmek üzere tayin ettikten sonra ölürse idare eden terekeden kendisine para ayırabilir
biri hakkinda sevgi hissetmek
biri hariç
biri için ağlamak
biri için keder etmek
biri veya diğeri
biriçik
biribirini etkilemek
birici sınıf mal
biricik
birikeç
birikeç yazmacı
birikeç yazmacý
birikeç yolu
birikim etkisi
birikimci
birikimli
birikimli dağılım fonksiyonu
birikimli hata
birikimli ki-kare istatistiği
birikimli Normal dağılım
birikimli sıklık eğrisi
birikimli sıklık fonksiyonu
birikimli süreç
birikimli sapma
birikimli tercihli hisse senetlerinin vadesinde ödenmemiş ve birikmiş olan kâr payları
birikimli toplam dağılımı
birikimli toplam grafiği
birikimsel
birikimsel hata
birikimsel sıklık eğrisi
birikimsel sýklýk eðrisi
birikinti
birikme
birikmeli
birikmiþ
birikmiþ para
birikmiş
birikmiş ödemeler
birikmiş öncelikli hisse senedi
birikmiş amortisman
birikmiş amortismanlar
birikmiş basınç
birikmiş borçlar
birikmiş gelir
birikmiş işler
birikmiş izin
birikmiş izin ücretleri
birikmiş kâr payları
birikmiş kazanç
birikmiş kir
birikmiş kira
birikmiş kiralar
birikmiş masraflar
birikmiş meblağ
birikmiş para
birikmiş pis su
birikmiş rezervler
birikmiş tükenmeler
birikmiş talep biler
birikmiş talepler
Birikmis temettu
biriktiren
biriktiri
biriktirici
biriktirilip sermayeye eklenen faiz
biriktirilmemiş
biriktirilmiş
biriktirilmiş şeyler
biriktirilmiş para
biriktirim
biriktirip saklayan kimse
biriktirip sermayeye eklenen faiz vesair kazançlar
biriktirme yeri
birileri
birim
birim aşama örneklemesi
birim ayırıcısı karakteri
Birim bağlantı ücreti
birim basamak
birim dürtü
birim dürtü katarı
birim dürtü katarý
birim dikey küme
birim dikey sistem
birim dizgi
birim dizi numarası
birim dizi numarasý
Birim Durumunu Al
Birim ek ücreti
birim etiketi
birim etiketi atanamadý
Birim Fiyat
Birim imzaları
Birim imzalarý
birim matris
birim normal olasılıksal değişken
Birim sonu gelmeden teyp sonu veya disket sonuyla karþýlaþýldý
birim tröstü
birim uzaklıklı kod
birim uzaklýklý kod
birim vektör
birim yapmak
birim yokuþ
birim yokuş
birimcil matris
birimdik
birimdik doðuray
birimdik doğuray
birimdik küme
birimdik vektör
birime ait
birimleştirmek
birimlere ayırmak
birimli ünit
birimsel
birimsel örnekleme
birimsel programlama
birimsellik
birinasýf
Birinci İkinci Üçüncü
Birinci Alan
Birinci Anahtar
birinci şahıs
birinci birim imzasý
birinci dönüş zamanı
birinci derece
birinci derece denklem
birinci derecede
birinci derecede önemli
birinci derecede rol oynamak
birinci enstruman
birinci gelen şey
birinci gelmek
Birinci Ikinci Üçüncü
birinci isim
birinci katsıklık
birinci katsýklýk
birinci kuþak bilgisayar
birinci limit savı
birinci olan
birinci olan kimse
birinci olarak
birinci olma
birinci omur
birinci pilot
birinci sınıf öğrencisi
birinci sınıf örnek
birinci sınıf aşçı
birinci sınıf şey
birinci sınıf gemici
birinci sınıf insan
birinci sırada olan şey
birinci sinif
birinci sinif posta
birinci tür hata
birinci tür hata olasılığı
birinci tür hata olasýlýðý
birinci tür sayma modeli
Birinci ve Ýkinci Kademe Görevlileri
birinci vites
birinci zaman
birinci zamana ait

Copyright © Philip M. Parker, INSEAD. Terms of Use.