Copyright © Philip M. Parker, INSEAD. Terms of Use.

Turkish English Dictionary



Türkçe - İngilizce

sözlük & tercüme

Definition - tanım

INDEX

10 Fenik - ızgara biçiminde şey
ızgara et - çýkýþ yastýk belleði
çýkýk - çalýþkanlýk
çalýþma - çatlamaz
çatlayacak derecede yedirmek - çevirilebilirlik
çevirinin aslına sadık oluşu - çin yemek çubukları
çinçilla - çok baharatlı yemek
çok basit - çok-katlý güvenlik
çok-kipli - öç almak isteyen
öçgüder - öksüz kalmak
ökse - öncü uçak
öncül - örümceğin ip üreten organı
örümcek að araþtýrma programlarý - özel gösterim
özel gün - Çebişev yaklaşıklığı
Çek - ücret paketi
ücretine mahsuben avans - üslubunuz
üslup kazandırmak - üzerini kaplamak
üzgün üzgün - açık tenli olma
açık transmisyon mili - aþýrýyüzey
aþýrma - ağırlığında olmak
ağırlık çökmesi - ağzından sarkıtmak
ağzıpek - aciliyetine göre sıralama
acillik - aerodinamik tren
aerofaji - akıl yoluyla
akılı - akrobatların taktıkları çok uzun ayaklar
akrobistit - alçak sıklık
alçak ses - Ýleti uzunluðu
Ýleti Yok - altı köşeli yıldız
altı kat - Amerikalýlaþtýrmak
amerikan - ANAHTARSÖZCÜK
anakara - anlaşamamak
anlaşma önergesi - Üstbilgiyi ve Altbilgiyi Göster
Üste - arabelleğe alma
arabellek - arka çýkmak
Arka Ön terminaller - asıl yerli
asılı - aslen kazanma
Asli Sil - Atlıkları sil
atlý - avutucu birisi
avutulamaz - şak diye vurma
ayak freni - şartlı tasarruf
şartlamak - şeytanca oyun oynamak
şeytani - şirketlerle banka arasında nakit getirip götürme işleri yapan memur
şirketsel - ayrıntıyla ilgili
ayrıt - Azerbaijani
Azerbaycan - bükerek yerleştirmek
büklümlü - büyük zil
büyükçe bir meblağ - başa vurulan darbe
başı - başka zamanlarda
başkaca - bağnaz protestan
başnokta - bakýþ açýsý
bakýþýk - bankacılık yapmak
bankacý - basit seçenek
basit ses - bazik cüruf
bazik font - belediye yolu
belediyece - belli düzeyin altýnda
belli eden - beyin zarlarından biri
beyincik - bilgilendirmek
bilgilenme - bir çevre içinde
bir çift - bir şikâyetin beyanında yapılan değişiklik
bir şilin - bir derneğe üye yapmak
bir devir - bir hatayı kabul etmek
bir hayret belirtmede kullanılır - bir kiþinin en iyi yaptýðý þey
bir kişi ya da partiyi perde arkasından yöneten kişi - bir mesleğin yabancısı
bir metin özeti - bir süpermarket gibi çalışan ama sınırlı yiyecek malzemesi stoku bulunan küçük dükkân
bir sürü çocuk - bir teşkilata özgü sembol
bir tek - birçok yerini
birörnek - birinci zamana ait
birincil - birini zorlamak
birinin - birleþmiþ silika
birleþtir - boðularak ölmek
boðulma - bombardýman uçaðý
bombaya dayanıklı - boyasý çýkmaz
boyasaptar - bu romantik bir komedidir
bu sıralar - buruşmuş şey
burulma açısı - canayakýnlýk
Canberra metriği - cesur kimse
cesur ol - cisimsel
cismani olarak - dökme kalıp
dökmeci - düşülen dara
düşüm - düz gidiþ düðmesi
düz harfler - daginiklik
Dagit - dallarla çit örmek
dalma çanı - davadan vazgeçme
davalı avukatı - değerli taşlarla süslemek
Değerlik - delicesine sevme
delici çekiç - Denetlenmiş Oturum Açma
denetleyen resmi görevli - Depodan Ekle
depolama ömrü - devam süresi
devamı - diş hijyeni
diş ipi - Dil Bilgisi Kýlavuzu
dil bilimi - dirençölçer
dirençli sıcaklıkölçer - doðruyu söylemek gerekirse
doðu - doktor yemini
doktora derecesi almak - Dondurularak kurutulmuþ çabuk kahve
dondurulmamış - duracak yer
durak günlüðü - -e yakışmaz
-e yakın - Eşleyiciler
eşli - ekipbaşı
eklampsi - el atıvermek
el atma - elektromotor kuvvet
elektron - emilsiyon haline dönüştürmek
emin bir şekilde - en son sýnýr
en sondaki - envaze etme
envazyon - Escape tuşu
ESCON - etiyoloji
Etiyopya - evin kadını
evin reisi - fındıklı şekerleme
fırıl - fantezi mallar
fanteziler - felakete yol açan afet
Felcden hasil olan abazi - filogenetik
filogenez - fobik
fobisi - gır gır
gırç - görünmeyen mektup kopyası
görünmez tehlike - göz gezdirmek
göz hapsinde - gücün tekerleklere nakli
gücünü - güneşlenme
güneşli - güzelliğini yitirmiş
güzellik çiftliği - gazete yazısı
gazetecí - geçirme kuşağı
geçirmeme - gelişmeden doğmuş
gelişmekte - gençliğin baharı
gençlik çılgınlığı - gerçek zevk zevklerin küçümsenişidir
gerçekçi kimse - gerizekalý
germanik - giyimde saygýnlýk
giyiminde titiz - grizu patlamasından sonra kalan zehirli gaz
grobeton - hücre ile ilgili
Hücre imi - haczedilen malın kullanılması
haczetme - hakli olmak
haksız açtığı davayı kaybedene verilen para cezası - hapishaneye kapatmak
hapislik gerektiren - hasretini çekmek
hassas eleman - hava meydanı vergisi
hava mili - hayat standardı
hayat tarzı - hedefini küçültmek
hedefleme - her yönden yükleme ya da boşaltmaya hazır olduğunu ve nizami süreler içinde hazırlık ihbarının yapıldığını belirten terim
her yöne - heykeltraşlıkla ilgili
Heywood savı - hissedarlara hisselerini vermek
hissedici - Hukuka uygunluk
hukukçular - içinde yuvarlanmak
içindekiler öðesi - iş göremez
iş gözlüğü - işin zor tarafı
işinde - iştigal etmek
iştirak eden - iftira türünden
iftirak - iki hükümdarlı yönetim
iki hafta - ikna edilmiş olma
ikna etme - ilgili tarih itibarýyla
ilgililer - imleçten bagimsiz kaydirma
imleşim - incinmiş gurur
incir aðacý - intihap toplamak
intihar eden kimse - iskandil kurşunu
iskandinav - istiklal
istikrar bulmak - iyi biçimlendirme
iyi bilen - izometrik
izoterm - kırıcılık
kırık bezelye - kısmen veya tamamen ticari anlaşmalara bağlı olmayıp sadece kanun koyucu tarafından vazolunan gümrük vergileri sistemi
kısmet - kâlp nakli
kâlp pili - kötü ders notları
kötü doktor - Küçülebilir
küçülen - kýyý ve deniz mühendisliði
kýyýcý - kablosuz yerel þebeke
kabriyole - kafayý bulmuþ
Kafe - kaleyi yerle bir etmek
kalibrasyon - kana susamýþ
kanı çok - kanunsuz yoldan para kazanmak
kanunsuzdur - karışıklaştırmak
karışım hazırlama - karaturp
karavancı - karla karışık yağmur
karlı olarak - katýþtýrmak
katýhal - kayıtlı olmayan
kayıtlamak - kazadan beladan uzak
kazaen - kenar yuvarlatýcý
kenara - kendini zorla kabul ettirmeye çalışmak
kendiniz - keten ayıklama aleti
keten dantel - kin ve nefret dolu
kinakrin - klasik yapıt
klasikler - kolayca zarar gören
kolaylık olması açısından - konservatuvar
konserve açıp içmek - konvertibilite
konvertibl - koyu yeşil
koyuca - kuşet
kuşhane - kum saatindeki kum
kum taşı - kuruluşa ait
kurulum - lâfını sakınmaz
lâfebesi - Lexis oranı
Leydi - Mısır'ın yerlisi olan
mısırlı - mülteciler kurulu
mümbitleştirme - maaş bağlamak
maaş ve ücretleri gözden geçirirken geçmiş performans ile gelecekteki potansiyeli değerlendirme tekniği - mahkeme yoluyla ödetmek
mahkemece ertelenen açık artırma ile satış - mal olarak ödeme
mal olmak - mani olan
maniali - master programı
mastif - Meksika Yaz Saati
meksikalı - mercek vasıtasıyla oluşan biçim
mercimek - metin saydamlýðý
Metin Seç - middling sözcüğünün çoğul biçimi
mide özsuyu analizi - Mississipi
Missouri - muallakta olmayan
muallime - mutemede ait
mutena - nakleden
nakledici - nefretini uyandırmak
nefretle - niteliklerine göre ayırmak
nitelikli şey - observatuar
obsesif - olamasa da olur
olamayan - onanırlık koşulları
onanýr - orman yetiştirme
ormanı çok - osteolitik
osteoliz - otururken yapılan
otuz - paha biçmek
pahada ağır - Para Yönetimi
para yapma - parlaklığını
parlaklık kazandırmak - pay sahibi olmak
pay verme - Perþembe
perakende - pirinçten yapılmış mezar plakası
pirit - polis birliği
polis casusu - pratik zekaya sahip
pratika - Pullamak
pulları dökülmek - radyodermatit
radyofar anteni - reddedilen kabul
reddedilmiş şey - reosta
reostat - rivayet kabilinden
rivyera - sıcaktan yanmak
sıcramak - sınam tasarımı
Sınama alanı - söyletmemek
söylev - süperbilgisayar
süperego - sütlü kavhe
sütlaç - Saat Biçimi
saat bir - sabitleştirici istemeyen
sabitleme - sahtekârlık teşebbüsü
sahtekar - sanat zevki olan
sanatçı - Sarkık Yanak
sarkıntılık yapmak - savaşı doğuran olay
savaşım - saygıyla karışık korku
saygý - Sehirlerarasi Ekspres Tren
sehr disinda - sentrifügal
sentriol - sert yüzey
sert yaka - sevk edilen
sevk evrakı eşliğinde gelen poliçe - silâhlanmak
silâhlar - sinsice yapmak
sinsilik - skandal çıkaran araştırmacı
skandiyum - Son İşlemi Geri Al
son ürün - Sorguya Bağla
sorkun - SPOTLU NÝÞ
sprey - su yabancı otu
SU YATAÐI - susturulmuş
susun - Tüm Ag
Tüm Alan - taþýyýcýyý dinleyen çoklu eriþim
taþýyan - tadını vermek
tadında - takatý kalmamýþtý
takatsız bırakmak - tam satýn alma sürümü
tam sayılardan oluşan - tanrýlarýn içkisi
tanrýsal - tarziye
tas kebabý - tayga
tayin eden kişi - tehlikelere dikkat eden
tehlikeli adam - tekmiş gibi görünen iki yıldız
tekmil - televizyonla tanı
teleyazı - temyizle ilgili
ten rengi streç pantolon - ters ve kısa
ters video - ticarette kaptıkaçtı yöntemi
ticari - top sözcüğünün çoğul biçimi
top sürme - topraklarına katmak
topraksız - trouser sözcüğünün çoğul biçimi
True Type yazıtipleri - uçağın yerini gösteren lâmba
uçabilen - ufuktan yükseklik derecesi
ugramak - utanmazca
Utarit - uyumlu zil sesi
uyumluluk - uzun yaprak
uzun yara - varíl
varan - vb kötü adam
vb tehdit etme - veri kaydı
veri kaydi - viyaklama
Viyana - yılışık yılışık sırıtmak
yılışma - yükölçer
yükü ayarlayarak gemiyi dengeleme - yürürlülük
Yürüt - yaşama sımsıkı sarılmış
yaşamış - yakından incelemek
yakınlık analizi - yan yatmaya elverişli
yan yelken - yapı endüstrisi
yapı içi - yarı-durağan süreç
yarıiletken - yargısal örnek
yargıtayca mahkeme kararının yeniden incelen - yavaş yavaş yerleştirmek
yavaşça ya da dikkatle ilerlemek - yazıtlara ait
yazı-tura - yem olarak kullanılan kayabalığı
yem parası - Yeni Zellanda Dolarý
yeniçeri - yer ve zaman kavramlarının dört boyutlu bütünü
yer vermek - yeterli teminat
yeterlik - yoksulluk nafakasi
yoksun bırakan - yukarıya yönelik
yukarý - zabıtların tasdiki
zabýt ve tesbit olunan - zaruret içinde
zaruri olarak - zindana atmak
zindancý - zurna sesi
öncül
önce ölmek
önce davranýp engellemek
önce davranmak
önce doğmuş çocuk
önce güvenlik
önce gelen
önce gelen iş
önce gelen karakterler
önce gelen kimse
önce gelen sıfır
önce gelen sýfýr
önce gelenler
önce gelme
önce kapmak
önce kazanılmış hak
önce ki fiil
önce olanlar
önce olma
önce olmak
önce satınalma hakkı
önce siz
öncecilik
önceden ısıtmak
önceden çektirmek
önceden ödeme
önceden ödeme indirimi
önceden ödemek
önceden ödenen ücret
önceden ödenen ücretler
önceden ödenmiş
önceden açıklamak
önceden adanmış
önceden alınan haber
önceden alınan tat
önceden algılayan kimse
önceden ana belleðe alma
önceden ana belleğe alma
önceden ara belleðe alma
önceden ara belleğe alma
önceden ayırltılmış
önceden ayarlamak
önceden ayarlanmış
önceden ayarlanmýþ
önceden ayarlanmamış
önceden bağlanmak
önceden belirleme
önceden belirlemek
önceden belirlenmiþ
önceden belirlenmiş
önceden belirlenmiş parametre
önceden belirlenmiş sonuç
önceden belirtmek
önceden belli olan
önceden bildirilebilir
önceden bildirmek
önceden bilen
önceden bilinen
önceden bilinmeyen
önceden bilinmez
önceden bilme
önceden bilmek
önceden düşünülmüş
önceden düşünülmemiş
önceden düşünüp hayal etmek
önceden düşünerek
önceden düşünmek
önceden düzenlemek
önceden davranmak
önceden eylemli
önceden fikir edinme
önceden fikir vermek
önceden görülebilen
önceden görme
önceden görmek
önceden göstermek
önceden gereken
önceden gerekli şey
önceden gerekli olan
önceden geri ödeme
önceden gitmek
önceden gitmiş
önceden hüküm vermek
önceden haber veren
önceden haber verme
önceden haber vermek
önceden hazırlıklı olmak
önceden hazırlanmamış
önceden hazýrlanmýþ
önceden hesaplamak
önceden hesaplanamaz
önceden hesaplanan maliyet
önceden kısmet etmek
önceden kafasında canlandırma
önceden kararlaþtýrmak
önceden kararlaştırılmış
önceden kararlaştırma
önceden kararlaştırmak
önceden kavramak
önceden kaydedilmiş
önceden kazanılmış hak
önceden kestirilebilir
önceden kestirmek
önceden kurmak
önceden nasip etmek
önceden olan
önceden olma
önceden olmasý zorunlu
önceden paketlemek
önceden paketlenmiş
önceden pişirmek
önceden pişmiş
önceden plânlanmış
önceden plânlanmamış
önceden planlamak
önceden programlanmış
önceden rezerve edilen uçuş
önceden söylenmiş olan
önceden söz vermek
önceden saptama
önceden saptamak
önceden satın almak
önceden sayfalama
önceden sezen
önceden seziş
önceden sezme
önceden sezmek
önceden silahlamak
önceden silahlanmak
önceden soğutmak
önceden taahhüt etmek
önceden tadına bakmak
önceden tahmin edilmeyen
önceden tahmin etmek
önceden tanımlamak
önceden tanımlanmış
önceden tanýmlamak
önceden tanisilmayan biri ile bir eglence yerine gitme
önceden tasarlama
önceden tasarlamadan adam öldürme
önceden tasarlanmýþ
önceden tasarlanmadan
önceden tasarlayarak
önceden tatma
önceden tutmak
önceden uyarmak
önceden varsayma
önceden varsaymak
önceden yüklenmiþ
önceden yüklenmiş
önceden yapılan
önceden yapılan masraflar
önceden yapma
önceden yapmak
önceden yazılmamış
önceden yer ayırtmak
önceden yer tutmak
önceden yerleşme
önceki borç
önceki boyuta getirme düðmesi
önceki boyuta getirme düğmesi
önceki boyuta getirmek
önceki cirocu
önceki durum
önceki emri geçersiz kılan emir
önceki fiil
önceki görevli
önceki geçmiş zaman
önceki idare memurunca idare dışı tutulan tereke mallarının idaresi
önceki ifadenin savunmayı engellemesi
önceki kimse
önceki kuşaklar
önceki olaylarý kapsayan
önceki sözcükle birleşen
önceki sözcükle birleşen kelime
önceki sayfa
önceki veriyi iptal et karakteri
önceki yürütmeden sonra
önceki yaşamın kaderi belirlediği inancı
öncekinin yerine gelen kişi
önceleme
önceliðe sahip ödeme
önceliğini almak
öncelik dizilişi
öncelik göstergesi
öncelik gerektiren
öncelik hakkı
öncelik tanımak
öncelik verilmiş
öncelik verme
öncelik vermek
öncelikli
öncelikli ödeme
öncelikli şey
öncelikli iþleme
öncelikli işkesme
öncelikli işleme
öncelikli kuyruk
öncelikli olma
öncelikli olmak
öncelikli posta
önceliksiz iþlemler
önceliksiz işlemler
öncelsiz
öncesi
öncesiz sonrasız
ön-düþünce
önde
önde bulunan
önde bulunan kısım
önde bulunma
önde gelen kimse
önde gelme
önde giden
önde giden kimse
önde gitmek
önde olan
önde olan şey
önde olma
önde olmak
önde sürünerek ilerleyen asker
önde sürmek
önde yer alan
öndeki
öndeki arabanın dibinden gitmek
öndeki noktalar
öndeki sıfır
öndeki sýfýr
öndelik
öndelik sınaması
önden
önden çekiş
önden çekişli
önden buyrun
önden buyurmak
önden görünüş
önden gidenler
önden gitmek
öndere bağlı olan kimse
önderlik
önderlik etmek
öndeyiþ
öndeyiş
öne çıkma
öne çıkmak
öne çıkmaya çalışan
öne almak
öne arkaya
öne arkaya hareket etmek
öne arkaya hareket ettirmek
öne dönük
öne doğru eğilme
öne doğru eğilmek
öne eğilme
öne eğilmek
öne fırlamak
öne geçirmek
öne geçmek
öne getirmek
öne sürülen neden
öne yakýn olan
öne yapıştır
önek
önek koymak
önem örneklemesi
önem deðeri bilinmez
önem kazanmak
önem kodu
önem taşımak
önem veren
önem vermeme
önemce daha yüksek olmak
önemi az
önemi olmak
önemini açık hale getirmek
önemini azaltmak
önemini belirtmek
önemini sonradan anlama
önemini yitirdi
önemini yitirmek
önemini yitirmiş şey
önemle
önemle belirtmek
önemle ve kesinlikle söylenen
önemle vurgulamak
önemli ölçüde azaltmak
önemli aşama
önemli adam
önemli an
önemli şey
önemli bölüm
önemli bir şey
önemli bir insanın yanındakiler
önemli bir kişi
önemli bir parçası
önemli birinin uşağı
önemli birisi
önemli birlik
önemli boyut
önemli delil
önemli derecede
önemli gün
önemli kimse
önemli madde
önemli mevki
önemli mevkide
önemli mevkiye atama
önemli nokta
önemli noktada
önemli noktalarý yinelemek
önemli olan
önemli olan çok fazla şey yapmak değil yaptığın şeyi severek yapmaktır
önemli olan birçok fikre sahip olmak değil onlardan birini yaşayabilmektir
önemli olan kişinin soyledikleri değil söylemeye gerek görmedikleridir
önemli olay
önemli olaylarla dolu
önemli olduğundan değil
önemli olmak
önemli sayamak
önemli sayamak yitimi
önemli ve etkili kimse
önemli ve gerekli
önemli ve gerekli şey
önemlilik
önemseme
önemsemeden
önemsememe
önemsemeye değer
önemsemeyen
önemsemez
önemsemezlik
önemsenmemek
önemsenmemiş
önemsenmeyen
önemsiz şahsiyet
önemsiz şey veya kimse
önemsiz şeyler
önemsiz şeylerle uğraşmak
önemsiz bir durum
önemsiz bir kimse
önemsiz bir olay
önemsiz bir sey
önemsiz düþük
önemsiz göstermek
önemsiz işlerle uğraşmak
önemsiz işlerle uğraştırmak
önemsiz kalmak
önemsiz kavga
önemsiz konu üzerinde durmak
önemsiz konular üzerinde tartışmak
önemsiz konum
önemsiz memurluk
önemsiz mesele
önemsiz miktar
önemsiz olan kimse
önemsiz olarak
önemsiz parça
önemsiz sıfır
önemsiz sözler
önemsiz sohbet
önemsiz ve silik kişilik
önemsiz yalan
önemsizleşmek
önemsizleştirmek
öner
önerebilir
öneren
öneren kimse
önerge vermek
önergeye karşı çıkan çoğunluk
öneri çağrısı
öneri aþamasýndan fizibilite çalýþmalarýna kadar
öneri getiren kimse
öneri niteliðinde
öneri niteliğinde
öneri reddetmek
önerilebilir
önerilebilirlik
önerilemez
önerilemez olma
önerilen yeni bir ürün veya bir sorun çözümü söz konusu olduğunda ayrıntılı araştırmaya yönelik etkili plan
önerilere ek
önerilmek
önerirsiniz
önermeler cebiri
önermeler hesabı
önermenin nedeni olarak göstermek
önermenin niteliği
önermeyi tersinden söylemek
önerti
önesürüm
önetiket
öngörü
öngörü hatası
öngörü sinyali
öngörüþlü
öngörüş
öngörücü ayrışım
öngörücü kodlama
öngörülü
öngörüldüğü üzere
öngörüldüğü gibi
öngörünüm
öngörüntü
öngörürlük
öngören
öngörme düzeltme yöntemi
öngörme-düzeltme yöntemi
öngün
öngerilimli
öngerilimli beton
öniþlem
öniþlemci
önişlem
önişlemci
önişlemleri
önister
önizleme
önizleme penceresi
önizleme yazıtipi
önkestirim
önkoşul
önkoşul ileri sürmek
önkol
önkol damarı
önkol kemiği
önkonumlamak
önkonumlanmış
önlük bağları
önlük gibi kullanılan şey
önlük yakası
önle ilgili
önleme uçağı
önlemeye çalışmak
önlemler alan kimse
önlemler almak
önlemli
önlenemez
önleyici ilaç
önleyici polislik
önlisans
önoyun
önplan
önsöylem
önsöz ile başlamak
önsöz olarak söylemek
önsözünü yazmak
önsürüm
önsav
önsel
önsel daðýlým
önsel dağılım
önsel olasılık
önsellik
önsellik ile ilgili
önsellilk
önses
önses ilavesi
önsezi ile ilgili
önsezi yeteneği
önseziş
önsezileri güçlü
önsezisi olan
önseziye ait
önseziyle hareket etmek
öntüreme
öntakı
öntakı simgelemi
önuç
ön-varoluþ
ön-vergi kazancý
önvurgulama
önyükleme
önyükleme önyükleyici
önyükleme diski sistem yükleme diski
önyükleme iþlemi
önyükleme işlemi
önyükleme kesimi yeniden üretildi
önyükleme sektörü
önyükleme virüsü
önyükleme yordamı
önyükleme yordamý
önyüklemek
önyükleyici
önyükselteç
önyüz
önyüzbaşı
önyargı verdirmek
önyargıda bulunmak
önyargıdan kurtulmak
önyargılı
önyargılı davranmasına neden olmak
önyargılı davranmasına sebep olmak
önyargılı kılmak
önyargılı olmama
önyargılı olmasına neden olmak
önyargısız olma
önyargısızlık
önyargıyla hareket ettirmek
önyargý
önyargýda bulunmak
önyargýlý
önyargýsýz
önyargýyla yaklaþmak
öpüþüp koklaþmak
öpüşüp barışmak
öpüşüp koklaşmak
öpüşerek dansetmek
öpüşmek
öpücük koparmak
öpücük oyunu
öpücükler
öpücüklere boğmak
öpülür
öpülebilir
öpüp okşamak
öpen
öpenlere yağcılık yeteneği veren taş
öperek geçirmek
öpme
öpmek
örü
örülmüş şey
örülmüş yer
örülmesi gereken şey
örümceğe benzer mekanizma
örümceğin ip üreten organı

Copyright © Philip M. Parker, INSEAD. Terms of Use.